30 Haziran 2008 Pazartesi

Bankacinin Sevgilisine Seslenisi :) komik‏

 

Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim


Vadesiz mevduat gibi güzelsin
Bana likiditem kadar yeterlisin
Sapma ne olur, gerçekleşen hedefimsin
Takipdeki krediler gibi peşindeyim
Bitsin artık kısa vadeli buluşmalar
Uzun vadeli kaynak ol, kal bende
Süper ol, sırdaş ol, dilersen repo ol
Hazine faizleri gibi sevdan var bende
Sana olan sevgim depasmanda
Spot kredi ol faizinle dön geri
Ah şu hedeflerim olmasa
Çoktan kapatırdım aşk kredini
Faiz dışı gelir yapar severdim seni
Hiç sevmiyorum vade sonlarını
Ayrılık günü gibi geliyor bana
Dayanamıyorum artık değişen kurlarına
Razıyım tam ol, çeyrek ol, yeter ki yat hesabıma...

 

fıkralar


PATRON Uçakta hostes, papaza sormuş :
- Viski, cin, şarap... Ne emredersiniz?
- Kaç metrede uçuyoruz kızım?
- On bin metredeyiz peder!
- O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakınız, ayıp olur!


) KOCAN NEREDE Genç bir kadın sol gözü mosmor bir halde evine gelmiş.
- aman Allah'ım kim yaptı bunu kızım?
- kocam.
- peki ama o Londra da değil miydi?
- bende öyle zannediyordum anne.

) SIYANÜRLÜ KARPUZ Bir karpuz tarlasıı olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi: "Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!" Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığının düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti: "Şimdi o karpuzlardan iki tane var!"

) GÖRGÜSÜZ BAKAN Bakan olan görgüsüz birisi şoförüne sorar. "Şoför söyle bakalım eşekle şoför arasında ne fark vardır? " Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir şekilde; "Bilemedim bakanım" diyor Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüş diyince, şoföre ise dur diyince durur" demiş. Bunun üzerine şoför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için bir şey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şoför bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım" der. Bakan da: "Sor bakalım" der. Şoför sorar: "eşekle bakan arasında ne fark vardır?" Bakan bir süre sonra: "Bulamadım şoför söyle bakalım" diyor. Bunun üzerine şoför de: " Vallahi bakanım ben de bulamadım... "

) ÇATLAK YUMURTA Adamın biri Amerika ye gitmiş ve orada çok güzel bir civciv görmüş ve ülkesine götürmek istemiş. Uçağa binmiş ve civcivi ceketinin iç cebine koymuş. Yanına da bir rahibe oturmuş. Civciv bir sure sonra adamın gömleğinin içine girip pantolonuna doğru inmiş ve fermuar seviyelerine geldiğinde cani dışarı çıkmak istemiş. Fermuarın azıcık acık kalan yerinden dışarı bakmış ve hemen kafasını geri çekmiş. Bu hareketi bir kaç kez tekrarlamış. Civciv rahibenin dikkatini çekmiş. Rahibe utana sıkıla adama donmuş: 'Beyefendi, ben bu islerden pek anlamam ama galiba yumurtalarınızdan biri çatlamış !


__._,_.___

Illerimizin Anlamlari..

il isimleri ve Anlamlari

 

Istanbul

MO. 658 yilinda Megara krali Byzas tarafindan kuruldugundan bu sehre kurucusundan dolayi Bizantion adi verilmistir.

Roma imparatoro Marcus Avrelius doneminde imparatorun manevi babasinin adiyla "Antion" olarak anildi.

Bizans Imparatoru Konstantin bu sehri yeniden kurunca buraya kendi adini verdi. Sehre "Konstantin veya Konstanpolis" adi verildi. Araplar "Kostantiniye, Romalilar Konstantinopolis" demislerdir. Daha sonra bu ismin kisaltilmis sekli olan "Stin-polis" deyimi kullanildi. Iste Istanbul bu "Stin-Polis" sehrinden turetildi.

Turkler burayi alinca Musluman sehir anlaminda "Islambol" adini verdiler. Fakat daha sonra Istanbul olarak degistirildi.

 

Trabzon

"Trapezus" sozcugunden gelir. Anlami dortkose'dir.

 

Tunceli

Burada bazi maden yataklarinin bulunmasindan dolayi sehre Tunceli adi verilmistir. Yani tunculkesi demektir.

 

Sakarya

Adini sinirlari icinden gecen Sakarya nehrinden alir

 

Samsun

Eski adi "Amisos"dur. Samsun ismi bu kelimenin halk arasindan degistirilmesidir.

 

Sivas

Adinin nereden geldigi konusunda her hangi bir kayda rastlanmamistir.

 

Siirt

Siirt adinin Keldani aslindan geldigi ve sehir anlamina geldigi soylenir. Diger bir ravayete gore ise Sert kelimesinin bozulmus seklidir.

 

Rize

Kafkas kokenli bir kelime oldugu sanilmaktadir.

 

Ordu

Eski adi "Kotyora"dir. Halk tarafindan bu isim degisIklige ugramistir.

 

Nigde

Ilkcagda bolgede Nagdoslular adli bir kavim yasadigindan bu sehre isimlerini vermisler. Arap kaynaklari sehre "Nekide veya Nikde" demislerdir. Halk ise sehre Nigde adini vermistir.

 

Nevsehir

Onsekizinci yuzyila kadar sehir bir koydu ve adi "Muskara" idi. Daha sonra Nevsehirli Damat Ibrahim Pasa koyunu gelistirdi ve yeni sehir anlaminda Nevsehir adini verdi.

 

Malatya

Hititler doneminde buranin adi "Meliddu"dur. Halk tarafindan Malatya olarak degismistir.

 

Manisa

Yunanca Magnesya'dan gelmistir. Turkler burayi alinca Manisa olarak sehrin ismini degistirdiler.

 

Mardin

Mardin adi Suryanice'de Marde'den geldigi rivayet edilir. Romalilar "Maride" Araplar ise "Mardin" adini vermislerdir. Diger bir rivayet gore ise FORUM KURALLARINA GORE SIYASET YASAKTIRcedeki Mer-din yani erkek, yigit -gormek kelimesinden geldigi soylenmistir.

 

Mugla

Eski adi "Mobolla"'dir. Turkler buraya daha sonra Mugla demislerdir.

 

Mus

Bir rivayete gore suryanice'deki suyu bol anlamina glene Musa'dan diger bir rivayete gore ise Sehrin kurucusu "Muset'den gelmistir

 

Karaman

Ilk ismi Laranda'dir. Selcuklu ve Osmanlilarda ki ismi Larende idi. Karamanogullarinin baskenti oldugundan buraya daha sonra Karaman adi verildi.

 

Kahramanmaras

Asil adi Markasi'dir. Halk dilinde Maras olarak degismistir. Kurtulus savasinda Fransizlara karsi sehirlerini kahramanca savunduklarindan meclis tarafindan ll Subat 1922'de kahraman unvani verildi.

 

Kars

MO: 130-127 yilinda buraya yerlesen Karsak oymagindan dolayi sehre kars adi verilmistir. Kars kelimesinin anlami ise deve ya da koyun yununden yapilan elbise veya sal kusagi anlamina gelir.

 

Kastamonu

Sehrin eski adi "Tumana"dir. Buraya daha sonra Gas-Gas isimli bir kavim yerlesti. Iste Kastamonu Gas ve Tuman'in birlesmesinden meydana gelmistir.

 

Kayseri

Romalilar Mazaka adli sehri alinca buraya Kaysarea adini verdiler. Yani Imparator sehri anlamina gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasinda yayildi

 

Kirsehir

Kir ve Sehir kelimesinin birlesmesinden olusmustur.

 

Kocaeli

Orhan gazi doneminde bu bolgeyi feth eden Akcakoca isimli komutandan dolayi buraya Kocaeli denildi.

 

Konya

Isa'dan once 47-50 ve 53 yillarinda Hiristiyan azizlerinden St. Paul burayi ziyaret etti ve sehir onemli bir dinsel merkez olarak gelisti. Bu nedenle Hiristiyanlar ona, "Isa'nin tasviri" anlamina gelen "ikonyum" adini verdiler. Abbasiler burayi alinca "Kuniye'ye" cevirdiler. Turkler bu ismi Konya olarak degistirdi.

 

Kutahya

Frigler buraya "Katyasiyum veya Katiation" adini vermislerdir. Daha sonra yore halki buraya Kutahya demistir

 

Izmir

Sehrin asil adi "Smyrna"dir. Izmir kelimesi smyrna'nin halk arasindaki kullanis seklidir. Homeros destanlarinda bu kent ismini Kibris Krali Kinyras'in kizi Smyra'dan alir ve tanrica Artemis Izmirli'dir. Kimi kaynaklara gore de, Izmir sehrini ilk kuran Hititler degil, Amazonlar'dir. (Hititler de buraya Navluhun adini vermislerdir.

 

Gaziantep

Sehrin eski adi Ayintab'dir. Kelime anlami, pinarin gozu demektir. Halk bunu Antep olarak degistirmistir. Halk Kurtulus savasinda Fransizlara karsi basarili bir savas verince 6 Subat 1921'de cikartilan bir yasayla Gazi unvani verildi.

 

Gumushane

Burada daha onceleri gumus madenleri oldugundan, bu sehre Gumushane denilmistir

 

Edirne

Romalilar doneminde imparator Hadrianus tarafindan kuruldugu icin sehir "Hadrianopolis" dini alir. Hadrianus'un sehri anlamina gelen bu sozcuk, sonradan degsimlere ugrayarak Edirne halini aldi.

 

Elazig

1834 yilinda Mezra denilen yerde kuruldu.1862 yilinda buraya o siradaki padisah Abdulaziz'in onuruna "Mamuretulaziz" adi verildi. Bu ismi uzun bulan halk onu Elaziz olarak kisaltti. 1937 yilinda Elazig'a cevrildi.

 

Erzincan

Erzincan ovasindan adini alir. Ezirgan diye halk tarafindan soylenir. Buranin eski adi Eriza'dir.

 

Erzurum

Ardi Rum kelimesinden gelir. Yani Rum topragi demektir. Diger bir rivayete gore de Selcuklular buraya Erzen-Rum demislerdir. Erzen dari demektir. Sehir o zamanlar bir tahil ambari olarak kullanilmistir.

 

Eskisehir

Eski adi Doylaion'dur. 1080 yilinda Turkler burayi ele gecirdi. 1175 yilinda burasini Bizans geri aldi. Kilicarslan bu sehri daha sonra geri alinca, ona "Bizim eski Sehrimiz" anlamina gelen Eski Sehir adini verdi.

 

Diyarbakir

Bakir ulkesi anlamina gelmektedir. Bu ismin kaynagi Diyar-i Bekir'dir. Bekir'in memleketi anlamina gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va'il adli Arap gocebe boyunun buraya yrlesmis olmasindan kaynaklanir. Diyarbakir'in eski adi Amid veya Amed'dir. Gelen veya bizim anlamina gelir. Dede Korkut kitabinda Amid'e Hamid de denilmistir.

 

Denizli

Deniz-ili kelimelerinin birlesmesinden olusmustur. Il eski Turkce'de ulke, memleket anlamina gelir. Yani deniz memleketi denilir.Bir diger rivayete gore de kelimenin asli domuz-ili'dir. Bu da bolgede domuz coklugundan kaynaklanmaktadir.

 

Canakkale

Marmara ve Ege denizlerini birlestiren Bogaz'daki sehir ve kasabalarin en buyugu ve il merkezidir. Bogazin dogu kiyisinda ve en dar yerinde kurulmustur. Burada denizini sekli tipki bir canagi andirir. Bugunku ismini buradan alir.

 

Cankiri

Ilkcagda "Gangra" kalesinin eteginde kuruldu. Ismini Gangra kalesinden alan Cankiri'ya yakin zamana kadar Cangiri ve Cengiri deniliyordu.

 

Corum

Rivayete gore Cogurum kelimesinden turetilmistir. Bu da bolgede zamaninda Rumlarin cogunlugu olusturmasindan kaynaklanmaktadir.

 

Bursa

Eski caglardaki Bitinya bolgesinin baskentidir. Buraya kurucusu Bitinya krali Prusias'in adi verildi. (MO:ll.yuzyil)

 

Burdur

Eski adi Askaniya'dir. Ismini yaninda kurulmus oldugu Burdur golunden alir.

 

Bolu

Onceleri Bithynion Romalilar doneminde ise Claudiopolis adi verildi. Turkler burayi alinca Claudiopolis sozcugunu kisaltip sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde degiserek Bolu oldu.

 

Bitlis

Kimi tarihcilere gore, "Bages" ya da "Pagis" sozcuklerinden turemistir. Kimilerine gore de Buyuk Iskender'in komutani "Lis" ya da "Badlis" burada bir kale kurmus. Bitlis sozcugu bu komutanin isminden kaynaklaniyormus.

 

Bingol

Buradaki bir cok gollerden dolayi bu isim kendisine verildi.

 

Bilecik

Bizanslilar doneminde burada Bilekoma adli bir kale vardi. Osman bey burayi alinca bu adi Bilecik olarak adini verdi.

 

Bayburt

Eldeki kaynaklara gore kasabanin ortacagdaki adi "Paypert" ya da "Pepert" idi. Bayburt adi buradan gelmektedir.

 

Balikesir

Sehrin adinin eski hisar anlamina gelen Paleokastio'dan turedigi sanilmaktadir. Halk arasinda dolasan bir soylentiye gore de bali cok anlamina gelir. Cunku Kesir Arapca'da cok anlamina gelmektedir

 

Agri

Ismi sinirlari icindeki "Ararat" dagindan alir. Cok eski caglarda yeryuzu korkunc bir su baskininina ugradi.(Nuh Tufani) Nuh peygamber butun canilardan bir cifti alarak bir gemiye bindirdi. Gemi Cudi (Islam kaynaklarina gore) (Hristiyan kaynaklarina gore de Ararat - Agri) dagina kondu. Ararat, once aran sonra da Agri adini aldi.

 

Aksaray

Selcuklu Sultani Izzettin Kilicarslan, sehirde cami, medrese, kumbetler ve buyuk ve beyaz bir saray yaptirdi. Selir "Aksaray" adini iste bu beyaz saraydan aldi.

 

Amasya

Amasya sehrini tarihci Strabon'a gore Amazon karali Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamina gelen "Amasesia" ismini verdi.

 

Aydin

Ilk olarak Argoslar tarafindan kuruldu. Anadolu beylerinden Aydinoglu Mehmet bey'den aldi. Aydin, Mehmet beyin babasinin ismidir.

 

Artvin

Iskitler tarafindan kuruldu. Artvin sozu iskitce'dir.

 

Antalya

MO ll.ci yuzyilda Bergama karali Attalos ll tarafindan kuruldu. Sehir onceleri ismini kurucusundan aldi ve Attaleia adiyla anildi. Daha sonra bu isim Adalia, Antalia ve en son Antalya sekline donustu.

 

Ankara

Islam kaynaklarinda Ankara'nin adi Enguru olarak gecer. Kimilerine gore Ankara sozu Farsca "Uzum" anlamina gelen Engur'den, ya da Yunanca'da Koruk anlamina gelen"Aguirada'dan turemistir.

Bazilarina Hint-Avrupa dillerindeki "Egmek" anlamina gelen Ank ya da Sankskritce de; "Kivrinti",, anlamina gelen ankaba'dan veya Latince'den cengel anlamina gelen uncus'dan turedigi ileri surulmektedir. Frig dilinde Ank "engebeli, karisIk arazi anlamina gelir." Sehrin diger isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engurlu, Enguruye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara seklini almistir.

 

Antakya

MO 300 yillarinda Makedonya Krali Seleukoz bu yorede Antakya'yi kurdu ve sehre babasinin ismi olan Antiokhia adini verdi. Zamanla buyuyen kent, baskent halini aldi.

 

Afyonkarahisar

Afyon turkulerinde sIk sIk "Hisar" sozcugu gecer. "Hisarin bedenleri cevirin gidenleri" Bu hisar sozcugunun Afyon turkulerinde sIk sIk yinelenmesi nedensiz degildir. Eski adi Akroenos olan sehri Selcuklular uzun suren bir kusatmadan sonra ele gecirdiler. "Hisar" kusatma anlamina gelir. Acilarla elde edilen yere "Karahisar" dediler ve orada, kara taslardan bir kale kurdular. Onaltinci yuzyilda bolgede afyon yetistirlmeye baslayinca, Karahisar'in basina bir de Afyon eklendi ve sehir "Afyonkarahisar" adini aldi.

 

Adapazari

Bu ilimize Adapazarlilar kasaca Ada der. Cunku Sakarya ve Cark suyu arasinda yer alan sehir, tipki bir adayi andirir. "Pazar sozune gelince: Burasi onyedinci yuzyilda yorenin Pazar yeriydi. Iste, Adapazari bu iki sozcugun "Ada" ve "Pazar" sozcuklerinin birlesmesinden olustu. Adapazari, Sakarya ilimizin merkezidir.

 

 

...

Alinti kaynagi:

hericeforum;

 

 

 

 

 

 

_

& ------- ( @ G ü n a y d ı N @ ) ------- &


Yürürken o bakışını bırakma,
kasketin gibi kendine ekle onu.
Dağılan bir kuş kanadı gibi
sarsın alnının arkasını.
Patikalarda büyüyen hışırtılar gibi
yüreğinde büyüt onu.
Ayın savurduğu sessizlik gibi
içine savur onu.
Tut elinden o bakışını.
Çeşmeye götür,
su içir ona.
Çıkınını aç,
peynir ver ona.
Dağlara taşı,
rüzgarı göster ona.
Yaşarken o bakışını bırakma.
Yılların hazinesi gibi
öfkenin sandığında sakla onu.


Bakış / Ülkü Tamer



günaydın arkadaşlar,
kıpkırmızı kalplerle merhaba demek istedim bugün.
kırmızı zaten renk olarak sıcak bir de hava sıcak olunca yanmamanız mümkün değil:))
şaka bir yana cidden havalar inanılmaz sıcak seyrediyor.
valla memleketim bile yanıp kavruluyorsa, sabah ve akşamlarında birazcık bile esmiyorsa cidden ısı patlaması var diyebilirim..
güneydekileri, egedekileri düşünemiyorum.nefes dahi alamıyorlardır herhalde:(
ne diyim allah sabır versin hepimize ve kolaylık tabiki.
ve ve veee suyumuzu eksik etmesin..hem içimizi hem dışımızı serinletiyor değil mi:))
neyse bu kadar gevezelik yeter sanırım.
hepinizin günü buz gibi karpuz tadında hoş,
yanında yenilen peynir lezzetinde güzel,
hamakta uyumanın verdiği haz kadar keyifle geçsin emii:))
sevgimle kalın, sağlıkla nefes alın!
nurdan özcan / 28.06.2008



SAĞLIKLI UYUMANIN 10 YOLU

Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek. Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.

ALARMI 15 DAKİKA ERKENE KURUN
Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız. Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz.

GÜNEŞE ULAŞIN
Genelde filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır. Pencere önünde yukarıya doğru gerinerek güneşe ulaşmaya çalışmak… Her ne kadar meşhur bir film klasiği de olsa, bu hareketin yararı çok büyüktür. Sadece 15 saniyenizi harcayarak açık pencere önünde kollarınızı yukarıya kaldırarak gerinin. Ayak parmaklarınızı ve dirseklerinizi açıp kapayarak vücudunuzdaki kan dolaşımını hızlandırın. Hem temiz ve taze havayı solumuş olacak, hem de güne fiziksel olarak çok iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.

GÜNLÜK VİTAMİN ALIN
Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur.

KARARLARI SABAHA BIRAKMAYIN
Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır. Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.

KAHVE KOKUSUNUN CAZİBESİ
Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelarından kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.

DİLİNİZİ FIRÇALAYIN
Ağzımızın gece boyunca yaklaşık 300 bakteriye ev sahipliği yaptığını biliyor musunuz? Sabah oluşan kötü kokudan kurtulmak, güne güzel bir başlangıç yapmak için iyi adımlardan bir tanesidir. Dişlerinizi fırçalarken 1 dakikanızı dilinize ayırın ve yavaşça dilinizi fırçalayın.

AZ MİKTARDA ŞEKER
Sabahları tüketeceğiniz çok az miktardaki şeker yararlı olabilir. Virginya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kahvaltıda az miktar şeker alanların hafızalarının, almayanlara oranla daha güçlü olduğu ortaya kondu. Miktarı abartmayın, küçük bir çay kaşığı kadar şeker almanız yeterli.

TAKVİMİN ÖNEMİ
Mutfağınıza büyük bir takvim koyun. Dün geceden, bugün için yazmış olduğunuz aktiviteleri ve yapılacak işleri, kahvenizi yudumlarken okuyun. Bu hem sizi stresden kurtaracak, hem de kapıdan daha rahat ve huzurlu çıkmanızı sağlayacaktır.

SEVGİNİN GÜCÜ
Sabahları evde bulunan sevdiklerinizi öpün. Bu, evin güzel bir köpeği veya şirin kedisi de olabilir. Ünlü terapi uzmanlarına göre sevgi ve aşkın paylaşımı sayesinde, stres ve ona bağlı sıkıntılar hafifliyor, zihne sakinlik ve huzur geliyor. Böylece güne çok daha iyi başlamış oluyorsunuz.




Uyku üzerine araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu ile farklı kişiliklerle ilişkili.

Yatış pozisyonu uykuya dalma ve sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili. İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..

Fetus / cenin yatışı:
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41'i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış:
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır... Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..

Yaşlı duruşunda yatış:
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri nizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.

Hangi pozisyon sağlıklı?
Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır.

Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5'i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.



Bize sevmesini ogretmediler sevgili,

Bize sevmesini ogretmediler sevgili, bize hep sevgiyi saklamasini ogrettiler.
Hep bekletmeyi...hep ertelemeyi...
Bu yuzden biz kiminle birlikteysek bir digerini ama hep uzakta olani ozledik,
hic dinmedi doyumsuzlugumuz, biz hep uzaktakini sevdik sevgili...
Yanimizdakini degil, odamizin duvarinin arkasindakini degil,
birseyler paylastigimizi degil, uzaklardakini, ulasamadigimiz kadar uzaklardakini sevdik...
Yanimizdakileri kirip gecirdik, incitip uzduk de,
hep ulasamadiklarimiza sakladik soyleyemedigimiz o guzel sozleri...
Ozledigimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili.
Sevmek bizim icin sinirlarimizdan hic cikmamakti.
Kendi sinirlarimizda sevmek hep kapana kisilmakti.
Bu korku yuzunden hep karsimizdaki insanlarin sevgisini eksIk bulduk,
kucumsedik onlarin sevgisini, yeni heyecanlar arama istegi vardi.
Bir kiside takili kalmak ne kadar basit diyorduk. Gozumuz hep ucan kuslardaydi.
Yuksek daglarin en tepesinden bakiyorduk insanlara biz.
Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inancsiz olan bizdik...
Bir insan bizi sevmeye basladiginda, yenildiginde sevgimize ondan uzaklasir,
nasil da tiksinirdik sevgilerinden biz.
Ama bizden biraz uzaklasmaya gorsunler onlari yana yakila nasil da arardik.
Cunku biz sevilmeye alismistik, hatirlasana nasil da ihtiyac duyardik seslerine, kokularina.
Kaybolmustuk dagittigimiz sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk.
Sinirlar erir, karisirdi hersey.
Oksuz sahipsiz bir sevgimiz vardi ama onu kime verecegimizi sasirdik.
Inanirlardi bize,inanirlardi o oksuz, sahipsiz, basibos sevgimize.
Cunku cevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye...
Cunku onlar da bizim gibi sinirlar icinde buyumuslerdi.
Acilamiyorlardi, kendilerini taniyamadan cikamazlardi, sinirdan izinsiz cikis yoktu bize,
sevgiye gecit yoktu.
Kac zamandir kendimizi kandirdik sevgili.
Kimi sevenler sarkilarda yasatir sevdigini,kimi eski cuzdanindaki eski soluk bir resimde,
kimi ise hayallerle susledigi sinirli dunyasinda anlatacak cok seyleri yoktur.
Cok olan sadece cektikleri acilardir sinirli dunyalarinda.
Bunu bilirler sevgili,ama kiramazlar zincirleri.
Aski,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayi o kadar cok ozlemisken,
Kendimden biliyorum, gozumuzde hayatimizin zerre kadar onemi yoktu.
Gerektiginde hayatimizi hice sayacak kadar kahraman
ama bir o kadar da yalanci ve riyakardik sevgili.
Patlayici bir madde gibi tasirdik sevgileri.
Kaygi dolu,urkuntu dolu bir sir gibi tasirdik sevgileri.
Okudugumuz yoksulluk romanlarinda, gozyaslariyla seyrettigimiz filmlerde anlatilan,
kahramanlarin hayatlarindan daha berbatti hayatimiz aslinda.
Ama kendimize duymadigimiz sefkati onlara duyardik...
Birbirimize ne kadar ne kadar uzuldugumuzu gosteremedigimizden,
birbirimizin derdine yeterince egilemedigimiz icin bu filmlerdeki kahramanlarin,
hayatlarina aglardik doyasiya....
Aslinda birbirimizi cok sevmek istiyorduk,
ama nedense cok utaniyorduk bundan ve hep erteliyorduk.
Yururken sokakta karanliklar eslik ederdi yalnizligimiza.
Sokagin sonunda o gokyuzunun yalanciligi bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz asklarida...
Biliyormusun bugune kadar hep seviyormusum gibi yaptim ben.
Aslinda onlari tanimiyordum ben, ama yinede ihtiyacim vardi sevgilerine.
Bagislasinlar beni ve unutmasinlar, onlar adina onlardan daha cok aci cektim ben...
Bir tek seni taniyorum aslinda ben... Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi...
Demek sonsuza dek kaciyormus insan kendisinden...

(kaynak bilinmiyor)

Cumhuriyetimizin tutulması

 

İnancınızı, güveninizi, ümidinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle...

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı.


Bütün köy ahalisi toplandı.


İçlerinden birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.

Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır.


Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler.


Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur.


Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.

İnancınızı, güveninizi, ümidinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle.




At Tohumu Toprağa, Vermezse Toprak Utans ın...!

Hedefe Varmayan Mızrak Utansın,



Eyy Küheylan Koşmana Bak!..
Sen koşarken çatlarsan bu yolda Seni doğuran Kısrak Utansın..



Üstad'a Kalırsa Bu Öksüz dava, Onu Sürdürmeyen Çırak Utansın....!!!!!

NECİP FAZIL

Taraftar Sirin


__,_._,___

Siz Bu Ekonomik Tercihlerden Memnun Musunuz Gerçekten?

Liberal iktisadın kitabını yazanlar hemen en girişte ekonominin sozsuz ihtiyaçlar karşısında kıt kaynaklarla yapılan tercihin bilimi olduğu söyler. Yani elinizdekini avucunuzdakini aklınıza gelen her ihtiyacınızı değil, yettiği kadarıyla bazı ihtiyaçlarınızı karşılamak için kullanacaksınız.

Siyasal iktidarlar herkesin ve her kesimin tüm ihtiyaçlarını birden karşılayamayacaklarından, bazı tercihlerde bulunarak bütçe oluştururlar ve harcarlar. İktidarın bu tercihleri gündelik hayatımızı etkilemekle kalmaz, hayatımızın ta kendisi oluverir. Elbette rastlantısal olgular, kendi tercihlerimiz gibi başka etkenler de hayatımızı şekillendirir, ama hiç biri iktidarın tercihleri kadar belirleyici değildir.

Peki nedir bu tercihler?

Sözgelimi bir siyasal iktidar bütçesindeki açığı halkın sıkça kullandığı ve fiyatı ne olursa olsun tüketmek zorunda olduğu mal ve hizmetlere zam yapmak yerine, devlet mallarını bedelsiz olarak işgal edenlerden en azından bedelinin yarısını alarak kapatmaya çalışabilir. Böyle bir durumda ülkedeki tüm vatandaşların refah düzeyi bir miktar artarken, yasadışı yollardan halkın ortak malı olan varlıkların yağmalanmasının da önüne geçilmiş olur.

Elbette bunun tam tersi seçenekler de sözkonusu. Örneğin maliyetleri öne sürüp, dargelirlinin harcamaları içinde önemli bir orana sahip olan elektrik, doğalgaz gibi mal ve hizmetlere %50'ye varan zamlar yapmak böylesine bir tercih. Üstelik ücretlinin dargelirlinin geliri %2 gibi bir artışla sınırlanmışken. Aynı anda devlet topraklarını, arsalarını yıllardır bedelsiz olarak kullanan, yıllardır kira ödemeden kullanan, bunları yasadışı şekilde işgal edenlere ise bu yaptıklarına karşılık ödül vermek.

Elektriğe %45 zam yapıp aynı anda devletin mallarını işgal edenlerden bunun karşılığını almaya çalışmak başka bir siyasal-ekonomik tercihtir, %45 zam yapıp aynı anda devlet mallarını yağmalamanın aracı olmak başka bir tercih.

Petrol fiyatları dünyanın her tarafında yükseliyor, dolayısıyla pompa fiyatları dünyanın her tarafında artıyor. Dünyanın petrol üretemeyen bütün ülkelerine göre daha yüksek fiyata benzin satıyorsanız, üstelik bunu yaparken koyduğunuz verginin bile vergisini vatandaştan alıyorsanız, yaptığınız siyasal-ekonomik tercih diğer olaylara nasıl yaklaştığına göre değişir elbette. Madem ki ülkenin paraya ihtiyacı var, bunu sağlamak için benzine fahiş vergiler uyguluyorsun, o halde devletin gelirini arttırmak için diğer yollara da başvurursun. Örneğin kayıtdışı ekonomiyi kayıt alltına almak için uğraşırsın, devleti soyanlarla yağmalayanlarla ortakmış gibi davranmazsın. Ya da davranırsın, bu da başka bir tercihtir.

bu tercihler aynı zamanda siyasal iktidarın halka bakış açısını da net bir şekilde ortaya koyar.

Siyasal iktidarı, "hangi parti yapmadı ki, bu parti yapınca eleştiriyorsun" tarzından cümlelerle savunmak ise, her devirde bu tarz ekonomik tercihlerden memnun olunduğunu ortaya koyar.

Ben bu siyasal iktidarın da, bundan öncekinin de, daha öncekinin de, daha öncekinin de siyasal-ekonomik tercihlerinden memnun değilim. Partilerin adı, yöneticileri vs. birşeyleri değişse de, hep aynı tercihlerde bulunuldu çünkü. Birileri haksız yere zengin olurken, sıradan vatandaşa düşen hep kemer sıkma politikası oldu?

Birileri yemekten mide fesadı geçirirken sizin payınıza hep kemer sıkma politikasının düşmesinden memnun musunuz gerçekten?

Ve sizi asla ve asla doğrudan etkilemeyen konu başlıklarında süren iktidar mücadeleri uğruna bu tercihleri içinize sindirmeye bir itirazınız yok mu?

İcatlar

Erkek, silahları buldu, avlanmayı icat etti.
Kadın, avcılığı buldu, kürkü icat etti!
Erkek, renkleri buldu, boyamayı icat etti.
Kadın, boyamayı buldu, makyajı icat etti!
Erkek, konuşmayı buldu, sohbeti icat etti.
Kadın, sohbeti buldu, dedikoduyu icat etti!
Erkek, tarımı buldu yemeği icat etti.
Kadın, yemeği buldu, diyeti icat etti!
Erkek, dostluğu buldu, askı icat etti.
Kadın, askı buldu, evliliği icat etti!
Erkek, kadını buldu, seksi icat etti.
Kadın seksi buldu, bas ağrısını icat etti!
Erkek, ticareti buldu, parayı icat etti.
Kadın, parayı buldu ve bundan sonrası tam bir felaket!

Neden şaşırdın ki Atatürk'ü sevmeyen kıza?

Neden sasirdin ki Ataturk'u sevmeyen kiza ?
Naci Kaptan
Sakin sasirmayin ,
Turbanli kizlarin Humeyni'yi severken,
Ataturk'ten nefret etmelerine !!!
Ingiliz mandasi istemelerine !
Bunlarin pir'leri,
Ya emperyalizmin ILIMLI ISLAM gorevlisidir,
Veya kacmis, Amerikan'in kucaginda yasamaktadir.
Turk Ordusuna karsi ABD yi
arkamiza almaliyiz diyen kisidir !
Bunlar,
Hocalarinin yaptigini yapiyorlar,
Baslari sikisinca ,
ya Amerika'ya
veya Kanada'ya kaciyorlar !
Nifaklar cikartiyor,
ıftiralar atiyor,
Yolu Mustafa Kemal'den, Laik Cumhuriyet'ten gecenleri karaliyor,
Semdinli, Ergenekon, Yuzuncu Yıl ceteleri diye hapsetmeye calisiyorlar !!!
Gazeteleri, televizyonlari, milyar dolarlari var
Yedi Duvel, ellerini istahla ogusturarak,
parcalayacaklari Turkiye icin,
bunlara destek veriyor !!!
El ele , kol kola ,
Kankalar !!!
Kendi ulkelerini yabancilara sikayet eden Bakan da bunlardan,
kendi ulkelerini AIHM'ye sikayet edenler de bunlardan !!!
AB sorumlu memurunu TBMM sine getirip,
Ataturk'un kursusunden ,
Turk'luge,
Laik Cumhuriyet rejimine,
Yuksek yargiya,
hakaret ettirenler de bunlar !!!
Turkiye'yi bunlar mustemleke yaptilar !!!
(müstemleke = sömürge memleketi)
Muritler, sakirdeler ,
Hocanin dedigini diyorlar,
Humeyni'ye kucak acarken,
Isik evlerinde ,
medreselerde,
kuran kurslarinda
ogrendikleri gibi,
Ataturk'u sevmiyor,
Ellerinde hac tasiyan hristiyanlara
kole olmak istiyorlar !!!
Armut dibine dusmez mi sayin okur ?
Imam Hatip Okuluna, is icin meslegi geregi giden kisi soyle anlatiyor,
Gunlerden Cuma idi,
Okul tatile girecek,
Istiklal marsi soylenecekti,
Yuzu asik bir ogretmen geldi,
sirada bulunan ogrencilerin onune gecti,
yuzunu burusturarak,
isteksizce ,
Istiklal Marsini soyledi,
hic bir ogrenci marsa katilmadi !
Hic bir sorumlu,
ogrencileri ikaz etmedi !!!
Okul ogrencilerinin katilmadigi bir ISTIKLAL MARSINI hic dusunmus muydunuz ?
Simdi isik evlerinin neden kuruldugunu,
Cemaatlerin neden gettolasarak, kasabalar kurdugunu,
Tarikat muritlerinin, sakirtlerin, ablalarin,
Universiterlere okumaya gelen gencleri,
Tren garlarindan, otobus terminallerinden toplayarak, tarikat yurtlarina neden goturdugunu,
Belediyelerde ki matruska ihalelerden saglanan haram paralarin,
egitim cihadi icin ,
Aydinligi, irticanin karanligina donusturmek icin,
basi ortulu, salvarli, takkeli muritleri yaratmak icin kullanildigini,
Yaratilan yesil sermayeli tarikat tuccarlarinin destekleriyle,
toplumsal donusumu,
nasil sagladiklarinin farkinda misin saygin okur ?
Ve
Dinci kadrolasmayi akil almayacak sekilde yapan,
Ikitidar partisinin atadigi binlerce imamin,
Egitim bakanligina, okullara ,
ara yonetim kademelerine getirildigini.
Okul web sitelerine tarikat yoneticilerinin,
Said-i Kurdi yazilarinin kondugunu,
Fetullah Gulen kitaplarini dagitan ogretmenin yonetici yapilirken,
Turbanla derse giren ogretmenlere, ogrencilere,
karsi cikan ogretmenlerin sorusturuldugu, cezalandirildigi, dovuldugu zamanlara geldik !!!
Kemalizm'i oven ogretmen sorusturuluyor !
Ogrencilerine Ataturk resimli gomlek giydiren ogretrmen cezalandiriliyor !
Okullarda Ataturk koseleri ,
Tarikatci egitim bakani tarafindan kaldiriliyor !!!
Okullarin terasinda,
imam ogrenci ardinda,
ogrenci cemaat saf tutarak ,
ders saatinde namaza duruyor !!!
Ilkogretim okullari mescit'lendi !
Okul mudurleri aralarinda anlasarak,
kiz ve erkek ogrencileri aralarinda bolduler ,
bir okul erkek,
diger okul kiz ogrenci okulu oldu !
Cuma gunleri ogrenciler ,
ders saatlerinde ,
otobuslerle camilere tasiniyor...
Bakiniz sizlere 14.06.2008 tarihinde ,
Cumhuriyet aydinliginin isiklari sönüyor mu ?
baslikli yazimda ne demisim ;
Eyy sevgili okur ,
Asagidaki yazi , BIR IBRET yazisidir.
Yaziyi oku ,
basini ellerin arasina al,
Ve de dusun ...
Nereden,
Nereye....
Yaa sevgili okur ,
ıste boyle...
Nereden,
nereye !!! ...
Guvendigimiz daglara
Kar yagmistir ,
Karsi devrim ,
Cumhuriyet aydinliginin isiklarini,
Bir , bir sondurmus ,
Surlarda gedikler acmis,
Manisali hocanin dedigi gibi,
Anahtari da iceriden ele gecirmistir.
Kendi halkina duvar orenler,
El oglunun yoluna tas dosemis,
Köprü yapmis,
Yol vermistir ...
Karsi devrimin 'YESIL' isik evleri,
Zubeyir'in coplari ,
Olli rehn'in yol arkadaslari,
Irak halkini ,gorevi geregi,
Pusht'a kurban edenler,
Ulkeyi ,'batan geminin mallari'
Harac , mezat edenler,
Kibris'a ardini donenler,
Barzani'nin sirtini sivazlamistir,
Minicik cocuklarin baslarini ortenler,
Ilkokullarda mescid acmis,
orucsuzlara ceza vermistir.
Ya namaz ,
Ya da egitim yok demislerdir.
Ata emaneti Cumhuriyet'i kemirerek,
Laikligin aydinligini sondurenler,
Yedi düveli ardina alarak,
Turkiye'ye karanligi tasimistir ,
Lozan'i kirmis,
Bagimsizligi teslim etmistir.
Hukuk terazisini elinde tutan,
Gozu kapali kadin,
geregini yapmazsa...
Kuzularin sessizligini oynayan sagirlarla ,
Gercekleri görmezden gelen körlerle,
Gördüklerini anlamazdan gelen bilmezlerle ,
Artik perde deme zamani gelmistir.
Nereden .......
Nere........ ......... ....
***
Bunlar olurken nerede idin saygin okur ?
Neden sasirdin ki ,
Ataturk'u sevmeyen kiza ?
Naci Kaptan
01.04.2008
AKP kapatılmak için her şeyi yapıyor!
Mustafa Mutlu

Eyyy yüce Türk Ulusu... Utanır mısın, yüzün biraz olsun kızarır mı bilmem ama; sonunda bu da oldu! Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya görüşü, okullarımızda "yasak" listesine alındı!

Türbanlı öğrencilerin okuduğu ilköğretim okullarını cezalandırmayan Milli Eğitim Bakanlığı, "Kemalizm'i öven öğretmen" hakkında soruşturma başlattı.
Karanlığa, gericiliğe doğru süren müthiş koşuda, "Durmak yok, yola devam" dedi!

İzmir Selma Yiğitalp Lisesi'nde ders sırasında bir öğrenci, Edebiyat Öğretmeni Hülya Toker'e,
"Ülkemiz nereye gidiyor, Cumhuriyet değişecek mi" diye sordu...

Hülya Hanım da bu soruya, "Biz Kemalist öğretmenler bu kürsülerde olduğumuz sürece, Cumhuriyet rejimi değişmeyecektir" diye yanıt verdi.
Sen misin "Biz Kemalist öğretmen" diye "çete üyeliğini" itiraf eden...
Bir öğrenci velisi yemedi, içmedi; bu çok "vahim" bilgiyi İzmir Milli Eğitim İl Müdürlüğü'ne ihbar (!) etti!

Bunun üzerine "örgüt üyesi" öğretmen hakkında soruşturma başlatıldı.
Okul müdürüne ifade vermek zorunda bırakılan öğretmen hanım, neyle suçlandığını sordu.

Aldığı yanıt, "Hükümet aleyhinde konuşmalar yapıyormuşsun" oldu!
Düşünebiliyor musunuz, bir öğretmenin "Kemalizm'e sahip çıkması",
"hükümet aleyhtarlığı" olarak değerlendiriliyor ve suç olarak görülüyor!
İyi de bu suçlama bile, hükümetin Atatürkçülük karşıtı bir politika izlediği...
"Kemalizm"in karşısına "Tayyipizm"i koyduğu anlamına gelmez mi?

Hiçbir ülkede iktidar partisi, rejimin temel değerlerine bu kadar açık savaş açıp, ülkenin kurucusunun yüceltilmesini yasaklamaz, yasaklayamaz!
Unutulmamalı ki; bugün iktidar partisi yalakalarının "tukaka" ilan ettikleri "Kemalizm"in tüm ilkeleri bizzat Atatürk tarafından belirlendi.. .
"Atatürkçülük" adı verilen o ilkeler bütünüyle, Türk ulusunun;
"akıl ve bilimin yol göstericiliğinde ileri bir toplum olarak çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi" amaçlandı!
"Bağımsız, eşit ve şerefli bir biçimde yaşaması" savunuldu!
Böyle bir dünya görüşünden kim korkar ve onu neden yasaklamaya çalışır ki...
Yukarıdaki sorunun yanıtını ben vereyim:
Türkiye ve cumhuriyet karşıtları!
"Kemalizm"den ilk korkan ve aşağılayan da İstanbul'daki işgalci İngiliz askerleriydi!

Kaderin cilvesine bakın ki onlardan tam 90 yıl sonra, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti aynı korkuyu yaşıyor;
Atatürkçülüğü savunanları cezalandırmaya kalkışabiliyor!
Her şeyi bir kenara bırakın, sadece bu bile AKP'nin "cumhuriyetin temel nitelikleri"yle ters düştüğünü ve hakkında açılan kapatma davasına müstahak olduğunu kanıtlamıyor mu?
01.04.2008

Yalan Makinesi

Cumhuriyet 30.06.2008

SAĞNAK

NİLGÜN CERRAHOĞLU

Yalan Makinesi...

"Flaş" TV'de "Yalan Makinesi" diye bir program var. Arada bir "zap" yaparken rastlıyorum ve dumura uğradığım için her defasında takılıp kalıyorum...

Son program vahim ötesi bir şeydi.

Başörtülü bir kadın.

Türbanlı değil, geleneksel başörtülü bir kadın.

Hemen yanı başında oturan kocası tarafından programa getirilmiş.

Koca, kadının kendisini aldattığını iddia ediyor. Bu sebeple "yalan makinesine" bağlanmasını istiyor...

Erkekler 'zinayı yargılıyor!'

Program takdimcisi bir erkek.

Bir köşede "yalan makinesi" adı verilen bir alet duruyor.

Bir yanda da "üç erkekten" oluşan "jüri" oturuyor. Eski emniyet mensupları oldukları söylenen "jüriye" "sorgucular" deniyor.

"Sorgu heyeti", öncelikle "yalan makinesine" bağlanan konuğu -"kurban" mı diyelim?- "çapraz sorguya" tabi tutuyor. Ve makinenin kaydettiği sonuçlara göre "yargıya" varıyor.

Öyle böyle değil... Milyonlarca TV izleyicisi önüne "zina" iddiasıyla çıkanlan bir kadın, ezcümle erkek bir kadro tarafından kamuya "teşhir ediliyor" ve "sorgulanıp" "yargılanıyor".

Bir "recm" eksik...

Bizatihi bu kadarı, uygar bir ülkede, tüm kadın örgütlerini ayağa kaldırmaya yeter de artar bile...

"Yalan makinesinde" "reyting hedefi" seçilen kadının bakışlarında öfke, isyanla karışık "şaşkınlık", "tedirginlik" ve "ürkeklik" okunuyor. Kafese sıkıştırılmış çaresiz bir hayvanı andırıyor kadın...

İçim cız ediyor. Yüreğim burkuluyor. Uzanıp orada elini tutmak istediğim "o kadın" için değil yalnızca, "Türkiye'nin tüm kadınları" adına yüreğim burkuluyor...

"Nereden nereye?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum: Afganistan, İran gibi kadın düşmanı ülkelerde geçerli olan mantalitenin "AB adayı" Türkiye'de "eğlence sektörüyle" harmanlanmış bir "postmodern" versiyonuyla karşı karşıyayız...

Adam -adam dediğim "koca"- anlatıyor: Anten düzeltmeye geldiklerini söyleyen birtakım genç erkeklerin -yaşadıktan ev- "çatıkatından" ıktıklarını görmüşmüş. "Somut kanıt" yokmuş; ama şüpheleniyormuş: "Erkeksiz eve -her ne sebeple olursa olsun- erkek alınmayacağını bir kadın bilemez miymiş?"

Böyle bir "ortaçağ suçlamasıyla" sefil bir reyting gösterisine malzeme edilen kadını "yalan makinesine" bağlıyorlar.

"Makine", "Ben zina falan yapmadım. Antenciler, çocuğum olacak yaştaydı. Kocam yalancının tekidir. Söylediği her söz yalan!" diyen kadının savunmasını baştan sona haklı çıkarıyor.

Ama kâbus bitmiyor.

"Sorgucular", "kadına", kocasının gündeme getirdiği başka bir "itham" yöneltiyorlar:

"Sekiz yıldır kocanla ilişkiye girmiyormuşsun. Doğru mu?"

"Kadın" ıkınıyor, sıkınıyor ve "Evet, doğru" diyor: "Çünkü ondan nefret ediyorum. Kokuyor. İşsiz ve tembel. Böbrek hastası bir oğlum var. Benim derdim başımdan aşmış!"

Canlı yayında 'engizisyon sorgusu'

Böyle bir hikâye üzerinden "reyting almak" nasıl bir insanlıktır... diye düşünüyorsanız, gerisi var. Bitmedi...

Sorgu "din-iman" üzerinden bambaşka noktalara ilerliyor.

"Sorgucular", "yalan makinesine" bağlı kadına "dini inançlarını" soruyor ve "sekiz yıldır kocasıyla ilişkide olmayan kadının" namazında, niyazında olup olmadığını öğrenmeye çalışıyor. Canlı yayında, anlayacağınız bir tür 21. yüzyıl engizisyonu izliyoruz.

"Yalan makinesine" bağlı bir insan, "iman-ibadetle" imtihan ediliyor.

Artık isyan noktasına itilen kadın "Vaktiyle beş vakit namazımdaydım!" diyerek ekliyor: "Kocam nedeniyle namazdan da soğudum. Zaten yanında sırf çocukların hatrına duruyorum."

O "ürkek", "şaşkın" ve "tedirgin" kadını, işte böyle delirttiler. Buna "sorgucular" da şaştı ve kestirme bir "fetvayla" programı kapattı:

"Bu çiftin sorunu fıkaralık ve eğitimsizlik. Din eğitimleri eksik!"

İnsanların mahremiyetini pespayece ortaya dökmek...

"Kadını" bir sirk hayvanı gibi aşağılayarak teşhir etmek...

"Kişilerin vicdanını bağlayan din konularını" bir ortaçağ engizisyonu gibi sorgulamak...

"Eğitimsizlik" olmuyor...

Canından bezdirilmiş bir kadının isyanı, "dini eğitimsizlik" oluyor, öyle mi?

Toplum olarak yaşadığımız "yalan makinesinin" ta kendisi bu işte!

wifes 3-e

wifes.1-e

Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma

Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...


ERDAL ATABEK



Önce alıştırmanız gerekir.

Görüntüye.

Seslere.

Hareketlere.

Sessizliğe.

Çevrenizde olup bitenlere.

Yavaş yavaş alıştırırsınız.

Alışırlar.

Türbana.

Çarşafa, peçeye.

Taş yapıya.

Oğulların gemilerinin olmasına.

Çocukların televizyon kurmasına.

Yakınların yolsuzluklarına.

Sevgililere alınan evlere.

Çokeşliliğe.

Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına.

Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.

Beyaz takkeyle gezenlere.

Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye başlar.

Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız.

'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye kuşkulanırsınız.

Sonra da uyuşursunuz.

Yavaş yavaş uyuşursunuz.

İçinizden bile tepki duymaz olursunuz.

'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz.

'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz bile

kaybolmuştur.

'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler durursunuz.

Uyuşturmuşlardır sizi.

Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız.

Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra kaybettiğinizi bile fark

etmezsiniz.

Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.

Siz buradan dinlersiniz.

Amerika Ankara'yı işgal etmektedir.

Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu göremezsiniz.

***

Alışırsınız ve uyuşursunuz.

Geçmişe dalıp gitmişken,

geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz.

Plan da bunun için yapılmıştır.

Önce alıştırma.

Sonra uyuşturma.

Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.

Yüzünüze çok kültürlülük derler, arkanızdan bölerler.

Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.

Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.

Alışırsınız.

Uyuşursunuz.

Tehlikenin farkında mısınız?

***************

Uyumayın, uyuyanları da uyandırın.

Korkmayın her yerde konuşun, konuyu siz açın

takside taksiciye konuşun

apartmanda kapıcıya konuşun

sakallı gazete bayiinize konuşun

eve gelen gündelikçiye konuşun.

Anlatın eğer Fetullah dindarsa peygamber gibi ise Fetullah neden

Amerika'da yaşıyor ?

neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika da FBI

çiftliğinde.

Söyleyin bu zat değil miydi 25 yıl o cami senin bu cami benim salya

sümük ağlayarak FAIZ haram diyen ?

sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?