| Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim
|
Mail kutularında dolanan güzel forward mailleri bu adreste bulabilirsiniz.
| Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim
|
- Viski, cin, şarap... Ne emredersiniz? - Kaç metrede uçuyoruz kızım? - On bin metredeyiz peder! - O halde sen bana su getir kızım, patrona çok yakınız, ayıp olur! ) KOCAN NEREDE Genç bir kadın sol gözü mosmor bir halde evine gelmiş. ) SIYANÜRLÜ KARPUZ Bir karpuz tarlasıı olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi: "Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!" Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığının düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti: "Şimdi o karpuzlardan iki tane var!" ) GÖRGÜSÜZ BAKAN Bakan olan görgüsüz birisi şoförüne sorar. "Şoför söyle bakalım eşekle şoför arasında ne fark vardır? " Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir şekilde; "Bilemedim bakanım" diyor Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüş diyince, şoföre ise dur diyince durur" demiş. Bunun üzerine şoför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için bir şey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şoför bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım" der. Bakan da: "Sor bakalım" der. Şoför sorar: "eşekle bakan arasında ne fark vardır?" Bakan bir süre sonra: "Bulamadım şoför söyle bakalım" diyor. Bunun üzerine şoför de: " Vallahi bakanım ben de bulamadım... " ) ÇATLAK YUMURTA Adamın biri Amerika ye gitmiş ve orada çok güzel bir civciv görmüş ve ülkesine götürmek istemiş. Uçağa binmiş ve civcivi ceketinin iç cebine koymuş. Yanına da bir rahibe oturmuş. Civciv bir sure sonra adamın gömleğinin içine girip pantolonuna doğru inmiş ve fermuar seviyelerine geldiğinde cani dışarı çıkmak istemiş. Fermuarın azıcık acık kalan yerinden dışarı bakmış ve hemen kafasını geri çekmiş. Bu hareketi bir kaç kez tekrarlamış. Civciv rahibenin dikkatini çekmiş. Rahibe utana sıkıla adama donmuş: 'Beyefendi, ben bu islerden pek anlamam ama galiba yumurtalarınızdan biri çatlamış ! | |||
__._,_.___
| il isimleri ve Anlamlari Istanbul MO. 658 yilinda Megara krali Byzas tarafindan kuruldugundan bu sehre kurucusundan dolayi Bizantion adi verilmistir. Roma imparatoro Marcus Avrelius doneminde imparatorun manevi babasinin adiyla "Antion" olarak anildi. Bizans Imparatoru Konstantin bu sehri yeniden kurunca buraya kendi adini verdi. Sehre "Konstantin veya Konstanpolis" adi verildi. Araplar "Kostantiniye, Romalilar Konstantinopolis" demislerdir. Daha sonra bu ismin kisaltilmis sekli olan "Stin-polis" deyimi kullanildi. Iste Istanbul bu "Stin-Polis" sehrinden turetildi. Turkler burayi alinca Musluman sehir anlaminda "Islambol" adini verdiler. Fakat daha sonra Istanbul olarak degistirildi. Trabzon "Trapezus" sozcugunden gelir. Anlami dortkose'dir. Tunceli Burada bazi maden yataklarinin bulunmasindan dolayi sehre Tunceli adi verilmistir. Yani tunculkesi demektir. Sakarya Adini sinirlari icinden gecen Sakarya nehrinden alir Samsun Eski adi "Amisos"dur. Samsun ismi bu kelimenin halk arasindan degistirilmesidir. Sivas Adinin nereden geldigi konusunda her hangi bir kayda rastlanmamistir. Siirt Siirt adinin Keldani aslindan geldigi ve sehir anlamina geldigi soylenir. Diger bir ravayete gore ise Sert kelimesinin bozulmus seklidir. Rize Kafkas kokenli bir kelime oldugu sanilmaktadir. Ordu Eski adi "Kotyora"dir. Halk tarafindan bu isim degisIklige ugramistir. Nigde Ilkcagda bolgede Nagdoslular adli bir kavim yasadigindan bu sehre isimlerini vermisler. Arap kaynaklari sehre "Nekide veya Nikde" demislerdir. Halk ise sehre Nigde adini vermistir. Nevsehir Onsekizinci yuzyila kadar sehir bir koydu ve adi "Muskara" idi. Daha sonra Nevsehirli Damat Ibrahim Pasa koyunu gelistirdi ve yeni sehir anlaminda Nevsehir adini verdi. Malatya Hititler doneminde buranin adi "Meliddu"dur. Halk tarafindan Malatya olarak degismistir. Manisa Yunanca Magnesya'dan gelmistir. Turkler burayi alinca Manisa olarak sehrin ismini degistirdiler. Mardin Mardin adi Suryanice'de Marde'den geldigi rivayet edilir. Romalilar "Maride" Araplar ise "Mardin" adini vermislerdir. Diger bir rivayet gore ise FORUM KURALLARINA GORE SIYASET YASAKTIRcedeki Mer-din yani erkek, yigit -gormek kelimesinden geldigi soylenmistir. Mugla Eski adi "Mobolla"'dir. Turkler buraya daha sonra Mugla demislerdir. Mus Bir rivayete gore suryanice'deki suyu bol anlamina glene Musa'dan diger bir rivayete gore ise Sehrin kurucusu "Muset'den gelmistir Karaman Ilk ismi Laranda'dir. Selcuklu ve Osmanlilarda ki ismi Larende idi. Karamanogullarinin baskenti oldugundan buraya daha sonra Karaman adi verildi. Kahramanmaras Asil adi Markasi'dir. Halk dilinde Maras olarak degismistir. Kurtulus savasinda Fransizlara karsi sehirlerini kahramanca savunduklarindan meclis tarafindan ll Subat 1922'de kahraman unvani verildi. Kars MO: 130-127 yilinda buraya yerlesen Karsak oymagindan dolayi sehre kars adi verilmistir. Kars kelimesinin anlami ise deve ya da koyun yununden yapilan elbise veya sal kusagi anlamina gelir. Kastamonu Sehrin eski adi "Tumana"dir. Buraya daha sonra Gas-Gas isimli bir kavim yerlesti. Iste Kastamonu Gas ve Tuman'in birlesmesinden meydana gelmistir. Kayseri Romalilar Mazaka adli sehri alinca buraya Kaysarea adini verdiler. Yani Imparator sehri anlamina gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasinda yayildi Kirsehir Kir ve Sehir kelimesinin birlesmesinden olusmustur. Kocaeli Orhan gazi doneminde bu bolgeyi feth eden Akcakoca isimli komutandan dolayi buraya Kocaeli denildi. Konya Isa'dan once 47-50 ve 53 yillarinda Hiristiyan azizlerinden St. Paul burayi ziyaret etti ve sehir onemli bir dinsel merkez olarak gelisti. Bu nedenle Hiristiyanlar ona, "Isa'nin tasviri" anlamina gelen "ikonyum" adini verdiler. Abbasiler burayi alinca "Kuniye'ye" cevirdiler. Turkler bu ismi Konya olarak degistirdi. Kutahya Frigler buraya "Katyasiyum veya Katiation" adini vermislerdir. Daha sonra yore halki buraya Kutahya demistir Izmir Sehrin asil adi "Smyrna"dir. Izmir kelimesi smyrna'nin halk arasindaki kullanis seklidir. Homeros destanlarinda bu kent ismini Kibris Krali Kinyras'in kizi Smyra'dan alir ve tanrica Artemis Izmirli'dir. Kimi kaynaklara gore de, Izmir sehrini ilk kuran Hititler degil, Amazonlar'dir. (Hititler de buraya Navluhun adini vermislerdir. Gaziantep Sehrin eski adi Ayintab'dir. Kelime anlami, pinarin gozu demektir. Halk bunu Antep olarak degistirmistir. Halk Kurtulus savasinda Fransizlara karsi basarili bir savas verince 6 Subat 1921'de cikartilan bir yasayla Gazi unvani verildi. Gumushane Burada daha onceleri gumus madenleri oldugundan, bu sehre Gumushane denilmistir Edirne Romalilar doneminde imparator Hadrianus tarafindan kuruldugu icin sehir "Hadrianopolis" dini alir. Hadrianus'un sehri anlamina gelen bu sozcuk, sonradan degsimlere ugrayarak Edirne halini aldi. Elazig 1834 yilinda Mezra denilen yerde kuruldu.1862 yilinda buraya o siradaki padisah Abdulaziz'in onuruna "Mamuretulaziz" adi verildi. Bu ismi uzun bulan halk onu Elaziz olarak kisaltti. 1937 yilinda Elazig'a cevrildi. Erzincan Erzincan ovasindan adini alir. Ezirgan diye halk tarafindan soylenir. Buranin eski adi Eriza'dir. Erzurum Ardi Rum kelimesinden gelir. Yani Rum topragi demektir. Diger bir rivayete gore de Selcuklular buraya Erzen-Rum demislerdir. Erzen dari demektir. Sehir o zamanlar bir tahil ambari olarak kullanilmistir. Eskisehir Eski adi Doylaion'dur. 1080 yilinda Turkler burayi ele gecirdi. 1175 yilinda burasini Bizans geri aldi. Kilicarslan bu sehri daha sonra geri alinca, ona "Bizim eski Sehrimiz" anlamina gelen Eski Sehir adini verdi. Diyarbakir Bakir ulkesi anlamina gelmektedir. Bu ismin kaynagi Diyar-i Bekir'dir. Bekir'in memleketi anlamina gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va'il adli Arap gocebe boyunun buraya yrlesmis olmasindan kaynaklanir. Diyarbakir'in eski adi Amid veya Amed'dir. Gelen veya bizim anlamina gelir. Dede Korkut kitabinda Amid'e Hamid de denilmistir. Denizli Deniz-ili kelimelerinin birlesmesinden olusmustur. Il eski Turkce'de ulke, memleket anlamina gelir. Yani deniz memleketi denilir.Bir diger rivayete gore de kelimenin asli domuz-ili'dir. Bu da bolgede domuz coklugundan kaynaklanmaktadir. Canakkale Marmara ve Ege denizlerini birlestiren Bogaz'daki sehir ve kasabalarin en buyugu ve il merkezidir. Bogazin dogu kiyisinda ve en dar yerinde kurulmustur. Burada denizini sekli tipki bir canagi andirir. Bugunku ismini buradan alir. Cankiri Ilkcagda "Gangra" kalesinin eteginde kuruldu. Ismini Gangra kalesinden alan Cankiri'ya yakin zamana kadar Cangiri ve Cengiri deniliyordu. Corum Rivayete gore Cogurum kelimesinden turetilmistir. Bu da bolgede zamaninda Rumlarin cogunlugu olusturmasindan kaynaklanmaktadir. Bursa Eski caglardaki Bitinya bolgesinin baskentidir. Buraya kurucusu Bitinya krali Prusias'in adi verildi. (MO:ll.yuzyil) Burdur Eski adi Askaniya'dir. Ismini yaninda kurulmus oldugu Burdur golunden alir. Bolu Onceleri Bithynion Romalilar doneminde ise Claudiopolis adi verildi. Turkler burayi alinca Claudiopolis sozcugunu kisaltip sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde degiserek Bolu oldu. Bitlis Kimi tarihcilere gore, "Bages" ya da "Pagis" sozcuklerinden turemistir. Kimilerine gore de Buyuk Iskender'in komutani "Lis" ya da "Badlis" burada bir kale kurmus. Bitlis sozcugu bu komutanin isminden kaynaklaniyormus. Bingol Buradaki bir cok gollerden dolayi bu isim kendisine verildi. Bilecik Bizanslilar doneminde burada Bilekoma adli bir kale vardi. Osman bey burayi alinca bu adi Bilecik olarak adini verdi. Bayburt Eldeki kaynaklara gore kasabanin ortacagdaki adi "Paypert" ya da "Pepert" idi. Bayburt adi buradan gelmektedir. Balikesir Sehrin adinin eski hisar anlamina gelen Paleokastio' Agri Ismi sinirlari icindeki "Ararat" dagindan alir. Cok eski caglarda yeryuzu korkunc bir su baskininina ugradi.(Nuh Tufani) Nuh peygamber butun canilardan bir cifti alarak bir gemiye bindirdi. Gemi Cudi (Islam kaynaklarina gore) (Hristiyan kaynaklarina gore de Ararat - Agri) dagina kondu. Ararat, once aran sonra da Agri adini aldi. Aksaray Selcuklu Sultani Izzettin Kilicarslan, sehirde cami, medrese, kumbetler ve buyuk ve beyaz bir saray yaptirdi. Selir "Aksaray" adini iste bu beyaz saraydan aldi. Amasya Amasya sehrini tarihci Strabon'a gore Amazon karali Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamina gelen "Amasesia" ismini verdi. Aydin Ilk olarak Argoslar tarafindan kuruldu. Anadolu beylerinden Aydinoglu Mehmet bey'den aldi. Aydin, Mehmet beyin babasinin ismidir. Artvin Iskitler tarafindan kuruldu. Artvin sozu iskitce'dir. Antalya MO ll.ci yuzyilda Bergama karali Attalos ll tarafindan kuruldu. Sehir onceleri ismini kurucusundan aldi ve Attaleia adiyla anildi. Daha sonra bu isim Adalia, Antalia ve en son Antalya sekline donustu. Ankara Islam kaynaklarinda Ankara'nin adi Enguru olarak gecer. Kimilerine gore Ankara sozu Farsca "Uzum" anlamina gelen Engur'den, ya da Yunanca'da Koruk anlamina gelen"Aguirada' Bazilarina Hint-Avrupa dillerindeki "Egmek" anlamina gelen Ank ya da Sankskritce de; "Kivrinti",, anlamina gelen ankaba'dan veya Latince'den cengel anlamina gelen uncus'dan turedigi ileri surulmektedir. Frig dilinde Ank "engebeli, karisIk arazi anlamina gelir." Sehrin diger isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engurlu, Enguruye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara seklini almistir. Antakya MO 300 yillarinda Makedonya Krali Seleukoz bu yorede Antakya'yi kurdu ve sehre babasinin ismi olan Antiokhia adini verdi. Zamanla buyuyen kent, baskent halini aldi. Afyonkarahisar Afyon turkulerinde sIk sIk "Hisar" sozcugu gecer. "Hisarin bedenleri cevirin gidenleri" Bu hisar sozcugunun Afyon turkulerinde sIk sIk yinelenmesi nedensiz degildir. Eski adi Akroenos olan sehri Selcuklular uzun suren bir kusatmadan sonra ele gecirdiler. "Hisar" kusatma anlamina gelir. Acilarla elde edilen yere "Karahisar" dediler ve orada, kara taslardan bir kale kurdular. Onaltinci yuzyilda bolgede afyon yetistirlmeye baslayinca, Karahisar'in basina bir de Afyon eklendi ve sehir "Afyonkarahisar" adini aldi. Adapazari Bu ilimize Adapazarlilar kasaca Ada der. Cunku Sakarya ve Cark suyu arasinda yer alan sehir, tipki bir adayi andirir. "Pazar sozune gelince: Burasi onyedinci yuzyilda yorenin Pazar yeriydi. Iste, Adapazari bu iki sozcugun "Ada" ve "Pazar" sozcuklerinin birlesmesinden olustu. Adapazari, Sakarya ilimizin merkezidir. ... Alinti kaynagi: | ||
|
_
Yürürken o bakışını bırakma,
kasketin gibi kendine ekle onu.
Dağılan bir kuş kanadı gibi
sarsın alnının arkasını.
Patikalarda büyüyen hışırtılar gibi
yüreğinde büyüt onu.
Ayın savurduğu sessizlik gibi
içine savur onu.
Tut elinden o bakışını.
Çeşmeye götür,
su içir ona.
Çıkınını aç,
peynir ver ona.
Dağlara taşı,
rüzgarı göster ona.
Yaşarken o bakışını bırakma.
Yılların hazinesi gibi
öfkenin sandığında sakla onu.
Bakış / Ülkü Tamer
günaydın arkadaşlar,
kıpkırmızı kalplerle merhaba demek istedim bugün.
kırmızı zaten renk olarak sıcak bir de hava sıcak olunca yanmamanız mümkün değil:))
şaka bir yana cidden havalar inanılmaz sıcak seyrediyor.
valla memleketim bile yanıp kavruluyorsa, sabah ve akşamlarında birazcık bile esmiyorsa cidden ısı patlaması var diyebilirim.
güneydekileri, egedekileri düşünemiyorum.nefes dahi alamıyorlardır herhalde:(
ne diyim allah sabır versin hepimize ve kolaylık tabiki.
ve ve veee suyumuzu eksik etmesin..hem içimizi hem dışımızı serinletiyor değil mi:))
neyse bu kadar gevezelik yeter sanırım.
hepinizin günü buz gibi karpuz tadında hoş,
yanında yenilen peynir lezzetinde güzel,
hamakta uyumanın verdiği haz kadar keyifle geçsin emii:))
sevgimle kalın, sağlıkla nefes alın!
nurdan özcan / 28.06.2008
SAĞLIKLI UYUMANIN 10 YOLU
Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek. Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.
ALARMI 15 DAKİKA ERKENE KURUN
Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız. Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz.
GÜNEŞE ULAŞIN
Genelde filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır. Pencere önünde yukarıya doğru gerinerek güneşe ulaşmaya çalışmak… Her ne kadar meşhur bir film klasiği de olsa, bu hareketin yararı çok büyüktür. Sadece 15 saniyenizi harcayarak açık pencere önünde kollarınızı yukarıya kaldırarak gerinin. Ayak parmaklarınızı ve dirseklerinizi açıp kapayarak vücudunuzdaki kan dolaşımını hızlandırın. Hem temiz ve taze havayı solumuş olacak, hem de güne fiziksel olarak çok iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.
GÜNLÜK VİTAMİN ALIN
Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur.
KARARLARI SABAHA BIRAKMAYIN
Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır. Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.
KAHVE KOKUSUNUN CAZİBESİ
Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelarından kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.
DİLİNİZİ FIRÇALAYIN
Ağzımızın gece boyunca yaklaşık 300 bakteriye ev sahipliği yaptığını biliyor musunuz? Sabah oluşan kötü kokudan kurtulmak, güne güzel bir başlangıç yapmak için iyi adımlardan bir tanesidir. Dişlerinizi fırçalarken 1 dakikanızı dilinize ayırın ve yavaşça dilinizi fırçalayın.
AZ MİKTARDA ŞEKER
Sabahları tüketeceğiniz çok az miktardaki şeker yararlı olabilir. Virginya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kahvaltıda az miktar şeker alanların hafızalarının, almayanlara oranla daha güçlü olduğu ortaya kondu. Miktarı abartmayın, küçük bir çay kaşığı kadar şeker almanız yeterli.
TAKVİMİN ÖNEMİ
Mutfağınıza büyük bir takvim koyun. Dün geceden, bugün için yazmış olduğunuz aktiviteleri ve yapılacak işleri, kahvenizi yudumlarken okuyun. Bu hem sizi stresden kurtaracak, hem de kapıdan daha rahat ve huzurlu çıkmanızı sağlayacaktır.
SEVGİNİN GÜCÜ
Sabahları evde bulunan sevdiklerinizi öpün. Bu, evin güzel bir köpeği veya şirin kedisi de olabilir. Ünlü terapi uzmanlarına göre sevgi ve aşkın paylaşımı sayesinde, stres ve ona bağlı sıkıntılar hafifliyor, zihne sakinlik ve huzur geliyor. Böylece güne çok daha iyi başlamış oluyorsunuz.
Uyku üzerine araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu ile farklı kişiliklerle ilişkili.
Yatış pozisyonu uykuya dalma ve sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili. İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..
Fetus / cenin yatışı:
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41'i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..
Kollar yanda dik yatış:
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır..
Yaşlı duruşunda yatış:
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri nizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.
Hangi pozisyon sağlıklı?
Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır.
Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5'i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.
Bize sevmesini ogretmediler sevgili,
Bize sevmesini ogretmediler sevgili, bize hep sevgiyi saklamasini ogrettiler.
Hep bekletmeyi..
Bu yuzden biz kiminle birlikteysek bir digerini ama hep uzakta olani ozledik,
hic dinmedi doyumsuzlugumuz, biz hep uzaktakini sevdik sevgili...
Yanimizdakini degil, odamizin duvarinin arkasindakini degil,
birseyler paylastigimizi degil, uzaklardakini, ulasamadigimiz kadar uzaklardakini sevdik...
Yanimizdakileri kirip gecirdik, incitip uzduk de,
hep ulasamadiklarimiza sakladik soyleyemedigimiz o guzel sozleri...
Ozledigimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili.
Sevmek bizim icin sinirlarimizdan hic cikmamakti.
Kendi sinirlarimizda sevmek hep kapana kisilmakti.
Bu korku yuzunden hep karsimizdaki insanlarin sevgisini eksIk bulduk,
kucumsedik onlarin sevgisini, yeni heyecanlar arama istegi vardi.
Bir kiside takili kalmak ne kadar basit diyorduk. Gozumuz hep ucan kuslardaydi.
Yuksek daglarin en tepesinden bakiyorduk insanlara biz.
Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inancsiz olan bizdik...
Bir insan bizi sevmeye basladiginda, yenildiginde sevgimize ondan uzaklasir,
nasil da tiksinirdik sevgilerinden biz.
Ama bizden biraz uzaklasmaya gorsunler onlari yana yakila nasil da arardik.
Cunku biz sevilmeye alismistik, hatirlasana nasil da ihtiyac duyardik seslerine, kokularina.
Kaybolmustuk dagittigimiz sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk.
Sinirlar erir, karisirdi hersey.
Oksuz sahipsiz bir sevgimiz vardi ama onu kime verecegimizi sasirdik.
Inanirlardi bize,inanirlardi o oksuz, sahipsiz, basibos sevgimize.
Cunku cevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye...
Cunku onlar da bizim gibi sinirlar icinde buyumuslerdi.
Acilamiyorlardi, kendilerini taniyamadan cikamazlardi, sinirdan izinsiz cikis yoktu bize,
sevgiye gecit yoktu.
Kac zamandir kendimizi kandirdik sevgili.
Kimi sevenler sarkilarda yasatir sevdigini,kimi eski cuzdanindaki eski soluk bir resimde,
kimi ise hayallerle susledigi sinirli dunyasinda anlatacak cok seyleri yoktur.
Cok olan sadece cektikleri acilardir sinirli dunyalarinda.
Bunu bilirler sevgili,ama kiramazlar zincirleri.
Aski,sevmeyi,
Kendimden biliyorum, gozumuzde hayatimizin zerre kadar onemi yoktu.
Gerektiginde hayatimizi hice sayacak kadar kahraman
ama bir o kadar da yalanci ve riyakardik sevgili.
Patlayici bir madde gibi tasirdik sevgileri.
Kaygi dolu,urkuntu dolu bir sir gibi tasirdik sevgileri.
Okudugumuz yoksulluk romanlarinda, gozyaslariyla seyrettigimiz filmlerde anlatilan,
kahramanlarin hayatlarindan daha berbatti hayatimiz aslinda.
Ama kendimize duymadigimiz sefkati onlara duyardik...
Birbirimize ne kadar ne kadar uzuldugumuzu gosteremedigimizden
birbirimizin derdine yeterince egilemedigimiz icin bu filmlerdeki kahramanlarin,
hayatlarina aglardik doyasiya....
Aslinda birbirimizi cok sevmek istiyorduk,
ama nedense cok utaniyorduk bundan ve hep erteliyorduk.
Yururken sokakta karanliklar eslik ederdi yalnizligimiza.
Sokagin sonunda o gokyuzunun yalanciligi bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz asklarida...
Biliyormusun bugune kadar hep seviyormusum gibi yaptim ben.
Aslinda onlari tanimiyordum ben, ama yinede ihtiyacim vardi sevgilerine.
Bagislasinlar beni ve unutmasinlar, onlar adina onlardan daha cok aci cektim ben...
Bir tek seni taniyorum aslinda ben... Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi...
Demek sonsuza dek kaciyormus insan kendisinden.
(kaynak bilinmiyor)
Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı.
Bütün köy ahalisi toplandı.
İçlerinden birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.
Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır.
Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler.
Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur.
Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.
İnancınızı, güveninizi, ümidinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle.
At Tohumu Toprağa, Vermezse Toprak Utans ın...!
Hedefe Varmayan Mızrak Utansın,
Eyy Küheylan Koşmana Bak!..
Sen koşarken çatlarsan bu yolda Seni doğuran Kısrak Utansın..
Üstad'a Kalırsa Bu Öksüz dava, Onu Sürdürmeyen Çırak Utansın....!!
NECİP FAZIL
Erkek, silahları buldu, avlanmayı icat etti.
Kadın, avcılığı buldu, kürkü icat etti!
Erkek, renkleri buldu, boyamayı icat etti.
Kadın, boyamayı buldu, makyajı icat etti!
Erkek, konuşmayı buldu, sohbeti icat etti.
Kadın, sohbeti buldu, dedikoduyu icat etti!
Erkek, tarımı buldu yemeği icat etti.
Kadın, yemeği buldu, diyeti icat etti!
Erkek, dostluğu buldu, askı icat etti.
Kadın, askı buldu, evliliği icat etti!
Erkek, kadını buldu, seksi icat etti.
Kadın seksi buldu, bas ağrısını icat etti!
Erkek, ticareti buldu, parayı icat etti.
Kadın, parayı buldu ve bundan sonrası tam bir felaket!
Cumhuriyet 30.06.2008
SAĞNAK
NİLGÜN CERRAHOĞLU
Yalan Makinesi...
"Flaş" TV'de "Yalan Makinesi" diye bir program var. Arada bir "zap" yaparken rastlıyorum ve dumura uğradığım için her defasında takılıp kalıyorum...
Son program vahim ötesi bir şeydi.
Başörtülü bir kadın.
Türbanlı değil, geleneksel başörtülü bir kadın.
Hemen yanı başında oturan kocası tarafından programa getirilmiş.
Koca, kadının kendisini aldattığını iddia ediyor. Bu sebeple "yalan makinesine" bağlanmasını istiyor...
Erkekler 'zinayı yargılıyor!'
Program takdimcisi bir erkek.
Bir köşede "yalan makinesi" adı verilen bir alet duruyor.
Bir yanda da "üç erkekten" oluşan "jüri" oturuyor. Eski emniyet mensupları oldukları söylenen "jüriye" "sorgucular" deniyor.
"Sorgu heyeti", öncelikle "yalan makinesine" bağlanan konuğu -"kurban" mı diyelim?- "çapraz sorguya" tabi tutuyor. Ve makinenin kaydettiği sonuçlara göre "yargıya" varıyor.
Öyle böyle değil... Milyonlarca TV izleyicisi önüne "zina" iddiasıyla çıkanlan bir kadın, ezcümle erkek bir kadro tarafından kamuya "teşhir ediliyor" ve "sorgulanıp" "yargılanıyor"
Bir "recm" eksik...
Bizatihi bu kadarı, uygar bir ülkede, tüm kadın örgütlerini ayağa kaldırmaya yeter de artar bile...
"Yalan makinesinde" "reyting hedefi" seçilen kadının bakışlarında öfke, isyanla karışık "şaşkınlık", "tedirginlik" ve "ürkeklik" okunuyor. Kafese sıkıştırılmış çaresiz bir hayvanı andırıyor kadın...
İçim cız ediyor. Yüreğim burkuluyor. Uzanıp orada elini tutmak istediğim "o kadın" için değil yalnızca, "Türkiye'nin tüm kadınları" adına yüreğim burkuluyor..
"Nereden nereye?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum: Afganistan, İran gibi kadın düşmanı ülkelerde geçerli olan mantalitenin "AB adayı" Türkiye'de "eğlence sektörüyle" harmanlanmış bir "postmodern" versiyonuyla karşı karşıyayız...
Adam -adam dediğim "koca"- anlatıyor: Anten düzeltmeye geldiklerini söyleyen birtakım genç erkeklerin -yaşadıktan ev- "çatıkatından" ıktıklarını görmüşmüş. "Somut kanıt" yokmuş; ama şüpheleniyormuş
Böyle bir "ortaçağ suçlamasıyla" sefil bir reyting gösterisine malzeme edilen kadını "yalan makinesine" bağlıyorlar.
"Makine", "Ben zina falan yapmadım. Antenciler, çocuğum olacak yaştaydı. Kocam yalancının tekidir. Söylediği her söz yalan!" diyen kadının savunmasını baştan sona haklı çıkarıyor.
Ama kâbus bitmiyor.
"Sorgucular"
"Sekiz yıldır kocanla ilişkiye girmiyormuşsun. Doğru mu?"
"Kadın" ıkınıyor, sıkınıyor ve "Evet, doğru" diyor: "Çünkü ondan nefret ediyorum. Kokuyor. İşsiz ve tembel. Böbrek hastası bir oğlum var. Benim derdim başımdan aşmış!"
Canlı yayında 'engizisyon sorgusu'
Böyle bir hikâye üzerinden "reyting almak" nasıl bir insanlıktır... diye düşünüyorsanız, gerisi var. Bitmedi...
Sorgu "din-iman" üzerinden bambaşka noktalara ilerliyor.
"Sorgucular"
"Yalan makinesine" bağlı bir insan, "iman-ibadetle" imtihan ediliyor.
Artık isyan noktasına itilen kadın "Vaktiyle beş vakit namazımdaydım!
O "ürkek", "şaşkın" ve "tedirgin" kadını, işte böyle delirttiler. Buna "sorgucular" da şaştı ve kestirme bir "fetvayla" programı kapattı:
"Bu çiftin sorunu fıkaralık ve eğitimsizlik. Din eğitimleri eksik!"
İnsanların mahremiyetini pespayece ortaya dökmek...
"Kadını" bir sirk hayvanı gibi aşağılayarak teşhir etmek...
"Kişilerin vicdanını bağlayan din konularını" bir ortaçağ engizisyonu gibi sorgulamak..
"Eğitimsizlik" olmuyor...
Canından bezdirilmiş bir kadının isyanı, "dini eğitimsizlik" oluyor, öyle mi?
Toplum olarak yaşadığımız "yalan makinesinin" ta kendisi bu işte!