13 Haziran 2008 Cuma

Karikatur x hatirlayalim

 

Dügün Davetiyesinde son nokta :)

 

         Resimde ingilizcesi olan yazinin Türkçe versiyonu.....:))

 

                               DOKTOR oglum

 

                  ile su anda ismini dahi hatirlamadigim

 

                         UCUZ GORUNUSLU ADI SEY'in

 

           Dugunlerine davetli oldugunuzu üzulerek bildiririm...

 

           Ailemizin tarihinde meydana gelen bu en buyuk felaket

        8 Eylul Cumartesi gunu aksam saat 9'da gerceklesecek ... ve

                 hic suphesiz bosanma ile sonuclanacaktir.

 

    Insallah fazla gecikilmeden nikahi iptal ettirmek mumkun olabilir.

 

  Bu yurekler yakan, icleracisi duskirikligi torenini aksam yemegi takip

                                edecektir.

 

  Yemekte sadece kuruyemis sunulacaktir, cunku ismi lazim degil, gelinin

                               alerjisi var.

 


 

 



.

Gerçek olamayacak kadar komik :)

 

SON ZAMANLARDAKİ MECLISTEKİ KÜFÜRLÜ KONUSMALARDAN-e

Kocanız fazla bilgili olursa...

Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp
Kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya
Dalarlar.
Birkac saat sonra kadın uyanır ve kocasınıda uyandırır. Adam
Uyku sersemidir;
güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:


'Ne oldu?Ne istiyorsun?' diye sorar.
Yukarıya bak ve bana NE gördüğünü söyle.' Adam gökyüzüne bakar
Ve cevap verir:
-'Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir sürü yıldız
görüyorum,ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
Karısı tekrar sorar. Peki, bu sana neyi gösteriyor?
Artık iyice uykusu kaçan Adam biraz düşünür ve cevap verir:
'Teolojik olarak Allahin kudretini ve kendi acizliğimizi
görüyorum.
Felsefi olarak, evrenin sonsuzlugunu ve onun karşısındaki
önemsizliğimizi görüyorum.
Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin
varlığını görüyorum.
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
Meteorolojik olarakda bugün havanın çok güzel olacağını
görüyorum.


Adam Niye sordun bunu bana?
Sana neyi gosteriyor der?
Karısı 'Necati, çadırımızı çalmışlar!!!

Genç kiz annesine sorar

-Anne ask nasil bir sey ?
-Ask mi? sey... ask söyle bir seydir kizim,
hani mesela çok zengin ve yakisikli bir adama rastlarsin,
seni Venedige götürür, mehtapta gondolla gezersiniz,
sonra San Marco meydaninda güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz,
müzik falan, ve arkasindan en lüks bir otelde sana sahane bir gece yasatir.
Sonra da, ne bileyim iste, sana güzel bir araba alir, bir daire alir, ya da deniz kiyisinda sana bir villa satin alir,
elmas gerdanliklar, altin yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsin adeta, iste ask böyle bir seydir kizim..
-Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpmasi, ilk bulusma, ilk öpücük....
Bunlar yok mu ?
-Ha onlar mi ? kizim onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmalari, yok oyle bir şey

Bebek bakımında doğrular ve yanlışlar :)

 

Türklerin Diyalog Farkı

Amerikan: hey dostum burda bir problem mi var ?
Turk: noluyo lan burda ?



Amerikan: nasil gidiyor mike?
Turk: napiyon lan?



Amerikan: korkarim seni oldurecegim!
Turk: salavat getir pezevenk!



Amerikan: oov dostum hic cool olmamissin.
Turk: bu ne lan götüme benzemissin.



Amerikan: hey steve, neden kendine bir icki koymuyosun?
Turk: la suleyman, kap iki bira gel bakim hemen!



Amerikan: lanet olsun sana christine!
Turk: allah belani versin nurcan!



Amerikan: tanri askina brad kes sesini artik!
Turk: allahim sen bana sabir ver, sus lan yeter!



Amerikan: aman tanrim simdi napicaz?!?
Turk: ha siktir sictik?!?



Amerikan: help me please...
Turk: baksana lan!!!



Amerikan: ne derler bilirsin jack, hayat beklenmedik
surprizlerle doludur...
Turk: valla oglum bir soz var hani, kaderde varsa
düzülmek neye yarar üzülmek...



2 AMERİKALININ konuşması;

Amerikan 1: dante'nin bu kitabini okudun mu micheal?
Amerikan 2: aaa evet , gercekten edebi degeri olan bir calisma.



Buna karşılık 2 TURKUN konuşması;

Turk 1: abi da vinci sifresini okudum super!
Turk 2: lan birak! iyice entel dantel oldun ! Layt herif !!



Amerikan:: hey jerry gel pizza ye dostum...
Turk: sülo gel lan buraya mis gibi menemen yaptik...



Amerikan: FBI... bir kac soru sorabilir miyim?
Turk: polisim ben! nerdeydin lan dun esek herif?



Amerikan: (ses cikarmadan el i$aretiyle) sen oraya
sen buraya sessiz olun...
Turk: Dagiliyoruz haydaaaaaaaaa! !!

HIC SONU OLMAYAN FIKRA OKUDUNUZ MU??? BUYRUN

Bir haftalığına iş için yurtdışına çıkacağız. Ona göre hazırlan.

Sekreter kocasını arar :Patronla bir haftalığına yurtdışına çıkacağız. Sen başının çaresinebakarsın.Kocası sevgilisini arar :Karım bir haftalığına yok. Bu haftayı beraber geçirelim.Sevgili Özel ders verdiği minik çocuğu arar :Bu hafta sana ders veremicem. Gelmene gerek yok.Minik çocuk Dedesini arar :Dedecim. Bu hafta dersim yok. Öğretmenim yok.Bu haftayı beraber geçirelim.Dede (1.bölümdeki patrondur) sekreterini arar:Bu haftayı torunumla geçireceğim. Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.Sekreter kocasını arar :Gezimiz iptal oldu. Gidemicez.Koca sevgilisini arar :Bu hafta beraber olamıcaz. Karımın gezisi iptal oldu.Sevgilisi ders verdiği minik çocuğu arar:Bu hafta sana ders verebileceğim. İşlerim iptal oldu.Minik çocuk Dedesini arar :Dedecim. Öğretmenimin işleri iptal oldu. Bu hafta beraber olamıcaz. Çoküzgünüm.Dede sekreterini arar :Merak etme. Bu hafta yurt dışına çıkabileceğiz. Hazırlıklarını yap...Eeee?....

Bankacılık zor meslek

 

Ticari Zeka

Amerikalı Michael Tonello'nun hikayesini birkaç türlü okuyabilirsiniz:
Her şeyin açık artırmayla satıldığı internet sitesi Ebay'in bir insanı nasıl zengin ettiğinin hikayesi.
Parasız kalan bir insanın ticari zekasıyla sınıf atlamasının hikayesi.
Bir çanta markasının nasıl güçlü bir statü sembolü haline gelişinin hikayesi. Olay şöyle: Köklü Fransız markası Hermes, 1980'lerde şarkıcı Jane Birkin için bir çanta tasarlıyor. Zamanla kadınların en çok sahip olmak istediği çantaya dönüşüyor. Çünkü ne kadar zengin olursanız olun, bir Hermes mağazasına girdiğinizde size "Birkin çanta için bir bekleme listesi var" cevabını alıyorsunuz. Hatta bazı dükkanlar bekleme listesine girmek için ayrı bir bekleme listesi olduğunu söylüyor. Fakat kahramanımız Michael Tonello, bu bekleme listesini aşmanın bir yolunu buluyor ve 5 yılda sayısız Birkin satın alarak internetteki açık artırma sitesi Ebay üstünden dünyanın her yerindeki müşterilerine gönderiyor. Tabii bir servet kazanıyor. Formülünün foyası Hermes tarafından ortaya çıkarılınca da oturup bu macerayı kitaba dönüştürüyor. "Bringing Home The Birkin-Birkin'i Eve Getirmek"
adlı kitabı basmak için Harper Collins yayınevinin teklif ettiği inanılmaz parayı kabul ediyor. Kitap şimdi en çok satanlar listesinde.
Tonello, kitabının film haklarını da yine büyük paralara sattı. Onunla başından geçenleri bütün detaylarıyla konuştuk.
Hermes atkı ve çantalarının portmantoda biriktiği varlıklı bir evde mi büyüdünüz?
- Tam aksi. Orta sınıf bir aileydik. Annem de babam da çalışırdı.
Yazın ben de küçük işler yapardım. Hermes markasının hiçbir ürününü meslek sahibi olana kadar görmedim.
Hermes'in Birkin çantasıyla yolculuğunuz nerede başlıyor öyleyse?
- Meslek olarak reklam çekimleri için modellerin saçlarını ve makyajlarını yapıyordum. Birkaç büyük müşterim vardı, iyi para kazanıyordum. Fakat Boston'daki bu hayat beni tatmin etmiyordu.
1999'da Barcelona'daki bir çekime gönderildik ve ilk anda oraya aşık oldum. Barcelona'ya taşındım. Fakat iş yok güç yok. Cebimdeki para bitmek üzere. Ne yapacağım? Kara kara düşünmeye başladım.
Ve o sırada ebay'de bir şeyler satayım fikri aklınıza düşüyor...
- Boston'dan kargoya verdiğim eşyalar Barcelona'daki evime ulaşmaya başlamıştı. Biraz giyime düşkünümdür. Bir de Boston'da kışlar uzun sürer. O yüzden bir sürü pahalı kaşmir kazak, tüvit ceket, atkı vardı kolilerde. Bu kadar çok kışlık malzemeye Barcelona'da ihtiyacım olmayacaktı. Onları ebay üstünden satmaya başladım. Sadece cebimde biraz para olsun diye. Ebay'e koyduğum ilk ürün Ralph Lauren'in ABD'deki bir outlet mağazasından 99 dolara satın aldığım kaşmir atkıydı. Bir gün içinde 400 dolara satıldı! İşte o zaman ebay üstüne yoğunlaşmam gerektiğini anladım.
Hermes ürünleri satmaya nasıl başladınız?
- Kutulardan birinde 1992'de New York'ta aldığım ve sadece bir kez kullandığım Hermes marka ipek bir eşarp buldum ve onu ebay'e koydum.
Eşarp 500 dolara satıldı. Bu eşarp için açık artırmaya katılan herkes bana ertesi gün e-mail attı: "Elinde başka Hermes marka ürün varsa, talibim!" Bende başka Hermes yoktu ama hepsine "Ne arıyorsunuz?"
dedim. Bir liste yapıp Barcelona'daki Hermes dükkanına gittim, kredi kartımla satın aldım. Onları ebay'de satarak paramı üçe katladım.
Birkaç ay sonra günde 40 Hermes müzayedesi yapıyordum. Millet Hermes konusunda delirmiş meğerse. Aylık gelirim 25 bin doları buluyordu.
Çünkü Hermes dükkanı dünyanın çoğu yerinde yok. Ben işe başladığımda, yani 2000'de Hermes'in web sitesi bile yoktu. Dünyanın çeşitli yerlerindeki zenginler uçağa atlayıp bir Hermes dükkanına gitmektense bana biraz daha fazla ödeyerek oturdukları yerden istedikleri ürüne sahip olabiliyorlardı.
BİRKİN ÇANTA HERMESİÇİN YEM GİBİYDİ
Bu arada ebay'de bir Hermes otoritesi haline geldiniz herhalde...
- Evet, Birkin çantanın hayatıma girmesi de bu sayede oldu. Ünlü country şarkıcısı Carole Bayer Sager'den bir mail geldi: "Madem Hermes satıyorsun, bana bir Birkin bulabilir misin?" İlk tepkim "Birkin nedir yahu?!" oldu. Hemen google'ladım. Ne olduğunu anlayınca soluğu bir Hermes dükkanında aldım. Sordum, yok beyefendi, Birkin için bekleme listesi var dediler. Barcelona'dan Madrid'e, oradan güney Fransa'ya gittim. Saint Tropez, Monte Carlo, Provence... Oralardaki Hermes'lerde de aynı cevabı aldım. Bir arkadaşım dedi ki, "Michael sen Birkin alamazsın, bu çanta bir statü sembolü. Vazgeç bu sevdadan."
Pes ettiniz, iki üç yıllık bekleme listesini aşamayacağınızı düşündünüz.
- Bir gün Madrid'deki Hermes'te yine eşarp, ajanda aldıktan sonra kasada gayet cool bir şekilde tezgahtara şöyle dedim: "Elinizde hiç Birkin yoktur di mi?" Kız, "Bir saniye depomuza bakayım" dedi. İki dakika sonra elinde kocaman turuncu bir kutuyla geldi. Eldivenlerini takıp kutunun içindeki timsah derisi Birkin çantayı çıkardı. "Çabuk, çabuk," dedim, "Alıyorum, getir kasaya." Fiyatına bile bakmamışım.
Otele döndüğümde kredi kartı ekstresine bir baktım, düşüp bayılıyordum. 24 bin dolar! Beni aldı bir panik. Ya satamazsam? Fakat paniğimin ne kadar gereksiz olduğunu çantanın fotoğraflarını ebay'e koyduğumda anladım. 45 dakika içinde satıldı.
Siz bekleme listesini nasıl aşıp Birkin'i kaptınız anlayamadım.
- İlk başta ben de anlamadım. Yaptığım tek farklı şey, dükkana girip Birkin var mı sorusuyla başlamak yerine, başka bir sürü Hermes ürünü aldıktan sonra malum soruyu patlamaktı. Başka Hermes dükkanlarında da aynı yöntemin işlediğini gördüğümde tamam dedim, formül budur. O andan itibaren bir Hermes Hudinisi'ne dönüştüm.
E o zaman bir bekleme listesi olduğu yalan!
- Tabii yalan. Hermes, zenginlerin gömleği Gucci'den, eteği Prada'dan almalarını istemiyor. Gelsinler bütün parayı Hermes'e yatırsınlar, ödül olarak biz de onlara Birkin çanta verelim diyorlar. Birkin oltanın ucundaki yem gibi. Hermes'te yeterince para harcayan herkesin bir Birkin'i olabilir. O günden sonra her hafta Fransa ve İspanya'daki Hermes'leri dolaştım. Sonra bütün dünyadaki Hermes'lere gittim. Tam
111 şehir dolaştım sırf Birkin için. Buenos Aires, Tokyo ve Bangkok'a bile gittim.
BEN ANNEME YOLLUYORDUM O DA MÜŞTERİLERE
Bu işin lojistiğini nasıl yaptınız? Bu Birkin'leri nasıl taşıdınız?
- Olay şöyle yaşanıyordu: Araba kiralayıp Zürih'teki Hermes'e gidiyorum. Oradan iki Birkin alıp çıkıyorum. Arabaya atlayıp Lozan'a gidiyorum. Oradaki Hermes'ten de iki Birkin alıyorum. Sonra Lozan'da bir otele yerleşip çantaların fotoğrafını çekiyorum, ebay'e koyuyorum.
Bu sırada otelin görevlilerinden çantaları paketleyip ABD'deki anneme postalamasını istiyorum. Çantalar ebay'de satılıp, ben parayı aldığımda, annemi arayıp alan kişinin adresini veriyorum. Annem de müşterime çantayı Fed-Ex'le gönderiyor.
Bayağı yasadışı iş yapan insan gibi hareket ediyormuşsunuz...
- Doğru, Steven Spielberg'ün Catch Me If You Can filminde Leonardo DiCaprio'nun oynadığı dolandırıcı gibi sürekli hesaplar kitaplar...
Ama böyle bir sistem geliştirmek zorundaydım çünkü uçağa üç tane Birkin kutusuyla binersem, ya da elimde onlarla şehir şehir dolaşırsam şüphe uyandırırdım.
HERMES "SİZE BUNDAN BÖYLE ÇANTA MANTA YOK" DEDİ
2006'da Hermes'in Paris dükkanındaki bir yetkili benim ismimi veritabanlarında aratmış ve ismimin yanında yazan Birkin sayısına bakınca neredeyse kalp krizi geçirmiş. Nasıl olur filan diye araştırmışlar, rakam doğru. Hemen bana bir faks gönderdiler: Sayın Tonello, Hermes olarak size bundan böyle Birkin satmayacağız! Birkaç gün sonra gittiğim bir Hermes'te birkaç eşarp istedim. Tezgahtar "Bu dükkandaki her şey başkası için ayrıldı, ne yazık ki size satamayız"
dedi. Birkin maceram böyle son buldu. Hermes'in şimdi çıkıp Tonello uyduruyor, bu kadar çok Birkin almış olamaz demesini çok isterim.
Çünkü bütün faturalar annemdeydi. Yani Hermes böyle bir iddiada bulunursa, elimde kapı gibi belge var.
BEŞ YILDA BIRKIN ALARAK 1.6 MİLYON EURO HARCADIM
2000-2005 arasında aldığım Birkin'lere 1.6 milyon Euro harcamıştım.
Örneğin sadece 2005 Eylül-Aralık arasında 130 Birkin aldım. Birinci yılın sonunda 1400 zengin kadın, müşterim haline gelmişti. Evlerini bana açan ünlüler, lüks dairelerindeki partilere davet eden sosyetik arkadaşlar hayatımın parçası haline geldi. Rakam vermek istemiyorum ama bu işten bir servet kazandığımı söylemek sanırım doğru olur

İlginç

Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.
Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir.
Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.
Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.
Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.
Fasulya böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.
Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür.
Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.
Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler.
Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.
İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.
Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.
Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.
Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur.

Babam Ve Ben

Babam Ve Ben

ah benim saçı erken ağaran babam

kardeşlerinin en yoksulu

baba tarafının tek solcusu babam

sen işçiden emeklisin ben şiirden

yoksuluz ikimiz de bir meyhaneye gitsek

bir masanın başından sonuna kadar

 

ah benim saçı erken ağıran babam

elden ayaktan düşersen bir gün

yanında olabilirmiyim bilmem

yaşadığım her gün aleyhime dir delil

doktorların ve devletin nazarında

anlatırsam onları ki bu çoktan

asfalt yolun toprağa karıştığı andır

henüz bana bakma ihtimali olmayan

bir çocukta yapmadığıma göre

olsa olsa benim o uzunluktaki yaşım

kırık bir rakı bardağından akan kandır..

 

BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA

BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA,
KENDİNİZE BİR KAÇIŞ YOLU DEĞİL,
BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN. D. L. Weatherford

Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir i şti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.
Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler.
David

Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis ç ıkageldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.

Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David