10 Temmuz 2008 Perşembe

Fıkra

Iki rahibe varmış; biri matematikçi, biri mantıkçı

Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek: 'Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor, su anda aradaki mesafe 50 metre' der.

Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açıklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir. Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar.

2 dakika sonra matematikçi rahibe: 'Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda...'
Mantikli rahibe: 'O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir'.

Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi
rahibe : 'O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.'

'O zaman mantik olarak bizi yakalayacak, birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim, en az birimiz kurtulur.' ve matematikçi saga dogru, mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra
kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 10 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.



Matematikçi sorar: 'Ne oldu, ne yaptin ?'

'Adam beni takip etti, artik mesafe üç-bes adima kadar
azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...'
'Eeee?...'
'Mantik olarak ben durdum, adam da durdu.'
'Sonra?...'
'Mantik olarak ben etegimi kaldirdim, o da pantolonunu indirdi.'
'Peki daha sonra?

'Daha sonra ne olacak ki? Etegini kaldirmis bir rahibe, pantolonunu indirmis bir adamdan daha hizli kosar..!!!!

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

* mukemmelliyetcidir, calismak icin yasar,
* onlar icin hayat ak ve karadan ibarettir, ayrintilar butunden daha onemlidir.
* kontrolu surekli elde tutmaya calisir, kati ve donulmez kurallari vardir.
* kendilerini ise yaramaz ve yetersiz olarak algilama egilimleri yuksektir.

Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.

* "Kontrolu elde tutmaliyim"
* "Her sey benim istedigim duzende olmali"
* "Duzensizlik beni deli ediyor"
* "Ayrintilar butunden daha onemlidir"
* "Ben olmasam her sey kontrolden cikacak"
* "Hata yapilmamali, hata yapiyorsan basarisiz bir insansin demektir

Narsistik Kisilik Bozuklugu

* kendilerini herseyden degerli ve ustun goruruler
* her zaman ustunluklerini gostermek ve digerlerine kabul ettirmek icin ugrasirlar.
* onlar en ust sinifti ve her seyin en iyisine layiktirlar.



Asagidaki tarz dusunme bicimi baskindir.

* "Herkesten daha guzel ve farkliyim"
* "Bana hizmet edecekseniz tabiiki ben bunu hak ediyorum"
* "Ustun oldugum icin bana itaat etmelisiniz"
* "Benimle ayni seviyede olmaniza imkan yok"

Paranoid Kisilik Bozuklugu

* digerlerine guvenmezler, asiri kuskucu ve de kiskanc bir yapiya sahiptirler.
* digerleri tarafindan asagilandiklarina, degerlerinin bilinmedigine inanirlar.
* kaygi duzeyleri yuksektir.Surekli gerilim icinde yasarlar.Hareketlidirler.

Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.

* "Bana iyi davraniyorlarsa mutlaka bir cikarlari vardir"
* "Kimseye guvenme, gizli amaclari olabilir"
* "Surekli tetikte ol, zararin nereden gelecegi belli olmaz"
* "Fazla yakinlasma incinirsin"
* "Yakinlik zayifliktir"
* "Arkamdan gizli isler yapiyorlar"


Borderline Kisilik Bozuklugu

* belirgin bir sekilde birbirine zit duygu ve dusuncelere sahiptirler.ofkeden neseye, neseden kizginliga cok cabuk gecerler.
* dengesizdirler, kendileriyle ilgili "ben buyum" gibisinden belirgin bir algilari yoktur.
* ofkelidirler, cogunlukla kavgalara karisir ofkelerini kontrol edemezler.
* duygulari asirilik ve de degiskenlik gosterir nacak genel ruh hallerinde bosluk duygusu hakimdir.
* kurallara uymama ve de reddetme egilimine sahiptirler.

Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.

* "Kendimi yonetemiyorum"
* "Kimse beni sevmiyor"
* "Beni sevmeleri icin onlara boyun egmeliyim"
* "Ofkemi yenemiyorum"
* "Sonunda birilerini oldurecegim"
* "Sadece enayiler tum kuralara uyar"

Wake Up :)))

Tarihimizden Altin Bir Yaprak: Nene Hatun

Takvimler 7 Kasim 1877’yi gosteriyordu.



Nene Hatun uc yil once evlenmisti. Henuz yirmisindeydi ve uc aylik bebegi vardi.. On bes gun once, koyleri Rus askerleri tarafindan isgal edilince, ailesiyle Erzurum’a gelmisti. Turk ordusu uzunca bir zamandir bircok cephede carpisiyordu. Dogu cephesinde de savas butun hiziyla devam ediyordu. Aslinda Gazi Ahmet Muhtar Pasa simdiye kadar dusmanin isini coktan bitirecekti; ama hesapta olmayan bir dusman daha vardi. Yillarca bu topraklarda birlikte yasadigimiz Ermenilerden bir kismi simdi ceteler hâlinde geziyor, baskinlar yapiyor, mâsum insanlari -hem de coluk cocuk demeden- katlediyordu. Daha dun sabah, yakinlardaki bir koyde ceteler tarafindan agaca civilenen bebegin hikâyesini dinlemisti. Allah’im bu nasil bir vahsetti, bunu yapanlarin hic mi vicdani yoktu! Nene Hatun, asirlarca birlik ve beraberlik icinde yasadiklari bu insanlardan bazilarinin bugun nicin bu derece canavarlastiklarini zaman zaman dusunuyor; fakat ikna edici bir cevap bulamiyordu. Bu ceteler yuzunden eli silâh tutan herkes cepheye gidemiyor, mâsumlar katledilmesin diye koylerde nobet tutuluyordu.



Kerpicten yapilma iki odali evlerinin kucuk odasinda safagin sokmesini bekleyen Nene Hatun, bir yandan sobanin yani basindaki besiginde uyuyan bebegini salliyor, diger yandan da mum isiginda sag elindeki Mushaf’i okumaya devam ediyordu.



Bircok yakini cephedeydi. Uzun zamandir hic birinden haber alamamisti. Dun kusluk vakti agabeyini getirmislerdi. Vucudunda bogaz bogaza carpismanin sebep oldugu cok derin sungu yaralari vardi. Âdeta damarlarinda kan kalmamisti. Ve bir-iki saat sonra Nene Hatun’un kollarinda ruhunu teslim etti. Nene Hatun, kutlu bir yolda canini veren ve sehadet serbetini icerek sonsuzluga ucan agabeyinin vucuduna sarilip agladi, agladi, agladi... Sehitlerin ardindan aglanmaz diye engel olmaya calistilar; ama Nene Hatun sadece agabeyi icin degil, vatan icin de agliyordu.



Cepheden gelen son haberlere gore dusman cok kalabalikti, ondan da onemlisi iyi silâhlari vardi. Bunlari dusunurken, dilinden hic dusurmedigi duasini bir kez daha tekrarladi: “Allah’im, dusmanlari Sen’in azamet ve kudretine havale ediyor ve serlerinden Sana siginiyoruz.”



Sabah ezaninin okunmasina az bir zaman vardi. Disaridan gelen bagrismalar ve silâh sesleriyle irkildiler. Esinin disari cikmasiyla iceri girmesi bir oldu ve kararli bir sekilde sunlari soyledi: “Ermeni ceteleri ve Rus askerleri tabyalara saldirmislar, karsi koymaya gidiyoruz. Eger donemezsem ve dusman buraya kadar gelirse sakin teslim olmayin, alacaklarsa cesetlerinizi alsinlar. Allah’a emanet olun!” Ve sobanin yaninda duran baltayi kaptigi gibi kapidan yildirim hiziyla tabyalara dogru kosmaya basladi.



Nene Hatun’un cesaretli ve sogukkanli bir yapisi vardi. Kocasinin kolay kolay geri donmeyecegini biliyordu. Arkasindan “Allah yardimciniz olsun!” diye dua etti.



Zaman hayli ilerlemisti. Silâh seslerinin ardi arkasi kesilmiyordu. Abdestini tazeledi. Yuregi cephede, kulagi ezandaydi. Fakat minarelerden ezandan hemen once farkli bir ses duyuldu. Aziziye Tabyalari’nin dusman eline gectigi, askerlerin cogunun sehit oldugu ilân ediliyordu.



Cok dinleyemedi Nene Hatun. Cocugunu optu, kokladi; “Nâzim’im seni bana Allah verdi, ben de seni yine O’na emanet ediyorum” dedi. Eline satirini ve sehit agabeyinin tufegini aldigi gibi tabyalara dogru kosmaya basladi.



Tabyalarda mevzilenmis ceteler ve dusman askerleri, kendilerine dogru akmakta olan iman ordusu karsisinda sanki butun Anadolu uzerlerine geliyormus gibi hissettiler. Baslarindaki subayin “Ates serbest!” emriyle namlular birbiri ardina patlamaya basladi. Ilk siralarda olanlar birer birer yere yigiliyordu; ama gelenlerin ardi arkasi kesilecek gibi degildi. Dusman, hic boyle bir direnis beklemiyordu. Yediden yetmise butun Erzurumlular, tabyalarin demir kapilarini bir kâgit gibi cigneyerek dusmanin icerisine dalmisti. Ceteler ve dusman askerleri sel sularinda eriyen kar gibi eridi. Carpisma kisa surmustu. Nene Hatun, cetelerin olanca kinleriyle sokerek yere attiklari sanli bayragi dustugu yerden aldi, alnina goturdu ve gozlerinden yaslar bosanirken ait oldugu yere asti. Nene Hatun ve kahraman Anadolu insaninin o sabah baslattiklari mucadele, dusman, vatan topraklarini terk edinceye kadar devam etti. Iyi donanimli dusman askerlerinden tabyalar geri alindi. Uc bin dusman askeri oldurulmustu. Buna karsilik bin kadar sehit vardi. Varsin olsundu, vatan olmadiktan sonra yasamanin ne mânâsi vardi?!..



Nene Hatun da omzundan yaralanmisti. Ama o âdeta kendini unutmus, yarasi daha agir olanlarin yardimina kosuyordu. Birkac dakika oncesine kadar cephede mermi tasiyan, askerlere su dagitan ve siper kazan kahraman kadin, simdi yerini askerlerin yaralarini saran bir hastabakiciya birakmisti.



O gun Aziziye Tabyalari’nda, Musluman-Turk tarihinde Nene Hatun’la sembollesen altin bir sayfa daha acildi. Allah icin can siperâne mucadele veren Safiyye ve Nesibe Hatunlarin, Ûmm-û Hiramlarin, cepheye cephane tasirken donarak sehit olan Serife Analarin, cephane arabasinin boyundurugunun bir tarafina elde kalan tek hayvanini, diger tarafina da kendisini kosarak cepheye mermi tasiyan Ayse Analarin olusturdugu altin halkaya bir kahraman kadin daha eklendi.



Nene Hatun’un vatan icin kahramanca verdigi mucadele bu kadarla da bitmemisti.. O gun evde uc aylikken biraktigi oglu Nâzim ve daha sonra dogan uc oglundan ikisi, Birinci Dunya Harbi’nde canlarini vatana feda ettiler.



Ne mutlu sana Kahraman Ana. Kendin gazi, ogullarin sehit...



Aziziye Tabyasi’na diktigin bayrak, bugun dalgalanmaya devam ediyor.