7 Temmuz 2008 Pazartesi

Haşmet Babaoğlu

Sıradan insanların gözaltılarında ses çıkartmazsanız...

Haşmet Babaoğlu

Son Ergenekon tutuklamaları nedeniyle yaşananları değerlendirirken biraz da geri çekilip bakmanın faydası var.



Yani heyecanı bir an için bırakıp "şekil" sandığımız şeyin içindeki "öz"e bakmaktan söz ediyorum.



Ülke ve birey olarak nerede kaybettiğimizi, neden bir türlü toparlanamadığımızı anlamak için...



Hani Ertuğrul Günay'a "bizim çocukluğumuz, gençliğimiz bu tartışmaları izlemekle, hayatımız bunun bedellerini ödemekle geçti, 2008'e geldik, hâlâ bunları konuşuyoruz, çok üzgünüm" dedirten şeyi anlamak için...

***

İşte o gözle baktığımızda ne görüyoruz?



Sinan Aygün'ün gözaltına alınmasına sert tepki gösteren Hisarcıklıoğlu'nun mesela sıradan insanların, kimselerin pek ismini bilmediği bir yayıncının, gençlik örgütü temsilcilerinin gözaltına alınışındaki tuhaflık ve kabalıkların çoğu zaman hiç farkında bile olmadığını görüyoruz.



Ne garip gözaltılar yaşanıyor on yıllardır bu ülkede!



Çıtı çıkmış mı TOBB Başkanı'nın?



Doğrudur; Hisarcıklıoğlu'nun dediği gibi, "Cumhuriyetimizin şerefi adaletidir."



Ama adalet, Sinan Aygün'ü ayrı tutmadığınız; herkes için aynı hukuku, aynı hakları, aynı muameleyi talep edip savunduğunuz zaman gerçekten adalettir.



Burada TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu bir örnek tabii.



Hepimiz üç aşağı beş yukarı aynı tutum içindeyiz!



Her kurum kendi "yakın"ını; kendi cemaat veya kanaat bağını sahipleniyor; sıradan vatandaşın hakkına hukukuna kayıtsız kalıyor.

Sonrası...

Sonrası bu yaşadıklarımız işte...

***

Bir gün E-5'te giderken Merter yakınlarında aniden trafik tıkandı. Büyük ihtimalle birkaç yüz metre ilerimizde bir kaza olmuştu.



Çoğunluk arabalarında oturup trafiğin açılmasını beklerken yanımdaki arabayı tıka basa dolduran kişiler kendilerini dışarı attı.



İçlerinden biri ötekilere bağırdı: "Hadi gidip bakalım, belki hemşehrilerimiz falan vardır!"



İlk anda bu tepkinin içindeki olumlu yanı gördüm; "aferin" dedim içimden.



Ama sonra o hep atladığımız ve hep bu toplumun başını yakan feci yanımız dikkatimi çekti, içimi ürpertti.



Kaza yerine orada insanlar var diye değil, "onlar"dan birileri var diye koşan beş adam!..



Hukuka da, emeğe de, demokrasiye de hep böyle yaklaşıyoruz işte!



Bizimkilere yarıyor, bizimkileri koruyorsa ne âlâ! O kadar!



Sonra...



Sert çıktığımız, sesimizi yükselttiğimiz, eleştirdiğimiz zaman inandırıcılığı kalmıyor. Bundan ne demokrasi kazanıyor ne birey!



Herkes biliyor çünkü!

Şimdi öfkeyle adaleti-hukuku savunanın, yarın haksızlığa uğrayan başkası olduğunda, adalet-hukuk umurunda bile olmayacak!



Gündelik hayatta bile yenildiğimiz, sürçtüğümüz, tökezlediğimiz esas nokta bu işte!

Türk Ölçü Birimleri

1. 'abi geçen bi balık yakaladık nah kolum gibi'
2. 'muhsin abi geıçen bi woofer almışım öküz gibi ses çıkarıyo. Mukemmel abi'
3. 'kaç karış?'
4. yol tarifinde bir ölçü birimi olarak yüz metre. 1 yuz metre = 300 metre
5. kedi kadar fare
6. başarılı bir Türk aşçı, Fransa'da bir luks otele transfer edilir.
diger aşçılara bazı tarifler öğretmesi gerekmektedir. geçerler ocağın
başına, bizimki başlar: - bir tutam maydonoz, bir tutam karabiber,yetecek kadar su...
fransiz dayanamaz sorar: - bunlarin bir ölçüsü yok mu?
-bizimki terslenir: - ben ne diyorum? bir tutam olacak demedim mi?
7. 'göt kadar' gibi söylendiğinde sadece Türkler'in anlaması muhtemel, hatta bazen Türk olanların dahi anlamakta zorluk çektiği ve sizin karşınızdaki kişinin nasıl bir ortamda yetiştiği, sosyo kültürel yaşantısı gibi konularda derin tespitler yapmanıza sebebiyet veren ölçü birimleridir.
-kac metrekare lan senin ev.?
-göt kadar ya. ....
8. ayrıca yön tariflerinde de çığır açmış olmaları kaçınılmazdır.
-ne tarafta abi bu dükkan.-şeyimin istikametinde. , gibi.
9. bir demet maydanoz.
10. iki tutam karabiber.
11. bir diş sarımsak.
12. bir avuç fındık.
13. bir tepeleme çay kaşığı tuz.
14. bir silme çay kaşığı tuz.
15. iki rekât namaz.
16. bir adım yol.
17. bir dünya iş.
18. bir araba laf. vs.
19. aşure kazanı
20. kafam kadar
21. burdan sana kadar, bilemedin kapıya kadar .
22. bir de bunların trakya insanına özgü olanları vardır ki, genelde revaçta olmama nedenleri nezaketsizliktir:
iki güzel örneği:
küçük ev = bülbüll büzüğü kadar
yenilen az yemek = kedi çükü kadar bişey yedim .
23. üç kalem mal.
24. iki satır yazı.
25. bir tek rakı.
26. iki duble rakı.
27. beş posta ... vs.
28. alabildiğince un.
29. kasıktan dize kadar....
30. Türk'ün kendisi ölçü birimidir: Türk kadar kuvvetli, bir Türk dünyaya bedel
31. kavgaya giderken 'bir kamyon adam' toplanır, sayı belirtmek icin uygun bir sıfattır.
32. çok uzakta: taa anasının ..minda
33. çok uzakta: Allah'ın unuttugu yerde
34. çok uzakta: Allahin s...tir ettiği yerde
35. iki bıyık bükümü sağa
36. üç evlek ileri
37. bir zaman ölçüsü olarak sigara:
- hadi ne zaman gidiyoruz?
- sigaram bitince gideriz.
38. bir cimcik un,
39. bir fiske tuz,
40. göz alabildiğine geniş...

Fıkra

Azrail temelin yanına gelir ve 'Kardeş vaktin tamam hadi gidelim.' der.

Temel de uyanık ya; yalvarır 'bana 5 yıl süre ver, ondan sonra gel al canımı!' diye... Azrail tamam der.

Temel de kendi kendine; 'pilot olursam; beni havada yakalayamaz' derken, pilot olur ve 5 yılın sonunda Azrail, pilot Temel'in yanına gelir ve 'vakit doldu; gidelim hadi.' der.

Temel:

- Şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var; onlar ne olacak?

Azrail:

- Oğlum, hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı, hadi yürü!!!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.
Patogonya devleti gibi, bir devlet değildir. Herkes veya her hükümet kendi hukukunu yapamaz.
İşine geldiği gibi savcılara iddianamelerde isim ekletemez. Savcıları kendi emrindeki odacılar gibi kullanamaz.Çünkü onlar Cumhuriyet Savcıları'dır.
Bu devletin hukuku herkese ve hatta en çok ta AKP ye yarın ve ondan sonra ki günler lazım olacaktır.
Kapatılacaklarına inanıp, gider ayak böyle oyunlara girip, devletin çivilerini çıkarmaya teşebbüs etmemek lazım.
Her ne yaparlarsa yapsınlar, radikal dinciler de dahil olmak üzere, TÜRK HALKI ordusunu sever, toz kondurmaz ve siyasilerin bu ayak oyunlarına kanmaz.
Türk Halkı bilir ki, eğer bu ülkede babalarının adlarını bilerek özgürce yaşıyorsa bunu, ATATÜRK'e ve TÜRK ORDUSUNA borçludur.
Keşke Bosna Hersek'te de bir lider çıksaydı ve orduları kuvvetli olsaydı da, babaların kim olduğunu bilmeyen bir sürü çocuk olmasaydı.


Bu gün Türkiye bir şok yaşadı.

1. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanını,
2. Emekli olduktan sonra açık açık bu hükümeti ve yabancı ülkelere verilen tavizleri, yabancılara yapılan satışları, onursuz dış siyaseti eleştirenini,
3. ATO Başkanı olmasına rağmen, hükümetin sakladıklarını veya çarpıttıklarını TV kanallarından açık açık söyleyeni,
4. Atatürk'ün düşüncelerini savunanları
5. Hükümeti açık açık eleştiren bilim adamlarını, gazetecileri ve televizyon yorumcularını,
6. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez iki emekli orgenerali,
7. Rütbesi ne olursa olsun, yeter ki subay-astsubay olsun dedikleri, eski askerleri
göz altına aldırmışlardır.Çünkü ;


1. TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE İLK DEFA BİR GAZETE HODRİ MEYDAN DEDİĞİ GÜN BU HADİSELER OLMUŞTUR.
2. ANAYASA MAHKEMESİNDE CUMHURİYET BAŞ SAVCISININ İDDİASINI SÖZLÜ OLARAK AÇIKLAYACAĞI GÜN OLMUŞTUR.
3. RADİKAL DİNCİLERİN MADIMAK OTELİNDE ADAM YAKTIKLARI GÜN OLMUŞTUR.
4. GENELKURMAYIN AÇIKLAMA YAPMASININ ARKASINDAN OLMUŞTUR.

TÜRKİYE, DAHA BİR ÇOK, İYİ OLMAYAN OLAYA GEBEDİR.
DARBE GÜNLÜĞÜ DEYİP ESKİ VEYA YENİ KUVVET KOMUTANLARINI DA, GENELKURBAŞKANLARINI DA GÖZ ALTINA ALDIRABİLİRLER.

AMA NE YAPARLAR SA YAPSINLAR, TÜRK ORDUSUNU KARALAYAMAZLAR.

AMA NE YAPARLAR SA YAPSINLAR, DİBE VURDURDUKLARI EKONOMİNİN SEBEBİ OLARAK BAŞKALARINI GÖSTEREMEZLER.

BİR İNSAN BİR KERE HATA YAPARSA, "TECRÜBE KAZANIR",
AYNI HATAYI İKİNCE KEZ YAPIYORSA "APTALDIR",
AMAN DİKKAT ÜÇÜNCÜ KERE OLURSA ".............DIR"

ATAM DİYOR Kİ;
"Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Bunlara söylenecek bir ata sözü var. "Eceli gelmiş köpek, cami duvarına işer"


Saygılarımla,

İlgilenenler için kına desenleri