1 Temmuz 2008 Salı
Ergenekon Ne Yana Düşer Usta, Ben Ne Yana!
Bugünkü gözaltı dalgasıyla tekrar gündeme gelen "Ergenekon" konusunda kendime yaptığım öğütler; 1-Sakın "yiyin birbirinizi" şeklinde özetlenebilecek düşünceye kendini kaptırma. Bu antidemokratik bir iktidar dövüşü gibi görünebilir , akreplerin birbirini sokması olarak değerlendirilebilir ilk bakışta. Bu ancak ilgisiz görünmek için kendi kendine uydurduğun bir kılıf olur. Gerçek şu ki, bu memleketin sözde vatansever geçinen, ancak bir kene gibi kanını emmekten başka bir şey yapmayan "vatansever çeteleri" var. Hiç bir koşulda bu çetelerin ortaya çıkarılması konusunda ilgisiz, alakasız olamazsın. Kimin niyeti ne olursa olsun, sen bu çetelerden kurtulmakta tarafsın. Çetelerin yargılanması, hesap vermesi gibi bir talebin varken, böylesine bir konuda farklı bir tavır takınma lüksün yok. 2-Sakın bu çetelerden hemen kurtulabileceğini de umut etme. Bu "vatansever" çetelerle problemi var gibi görünen AKP'nin bir milletvekilinin başka bir "vatansever" çete ile yaptığı bir telefon görüşmesi yayımlandı, bugün hiç bu konuyu hatırlamıyor bile. Bu ülkenin siyasal düzeni bir adet çete ile kavga edenin başka bir çeteye sırtını dayaması için mükemmel fırsatlar sunuyor. Çeteler olağanüstü hayatımızın en olağan malzemeleri haline geldiler bile, çetesiz bir hayat düşünmek bile mümkün değil. Bu açıdan işin epey zor. 3-Sakın bu dönemdeki gözaltıları 80 öncesi aydınları, demokratları yıldırma politikalarıyla benzeştiren açıklamaların büyüsüne kanma. Gözaltına alınanların çoğunu Orhan Pamuk veya Elif Şafak gibi yazarları mahkeme önlerinde linç kampanyaları düzenlerken, Hırant Dink'in katillerinin sırtını sıvazlarken görmek mümkün. O yüzden yaratılmak istenen görüntüye kanma. Sistem demokratları eziyor tarzındaki açıklamaların gerçekle en ufak bir ilgisi yok. Sistem demokratları ezdiğinde sistemle bir olabilen insanların böyle durumlarda demokrasi vurgusu güçlü olur. Ama unutma ki 80 küsür yaşındaki İlhan Selçuk'a yapılan muameleye karşı çıkmak farklı birşeydir, İlhan Selçuk'tan bir demokrasi kahramanı yaratmaya çalışmak farklı birşey. 4-Bu kadar ünlü ismi gözaltına alınabilmesinden cesur savcılar fikrine filan da varma. Tuzun bile koktuğu bir düzende temiz eller operasyonları hayal edebileceğin en son şey. Üstelik erken öten cesur savcıların başının hemen kesildiği konusunda örnekler dururken önünde. Üstelik mafya düğünlerinde başköşelere kurulan yargı adamlarının nasıl terfiler aldığını bilirken. Koparılan gürültünün büyüklüğü dağın fare doğurması için kesinlikle bir engel değil. Bu işten hiç birşey çıkmasa da şaşma! Susurluk sürecinde ve sonucunda yaşananların aynen yaşanmayacağını sana kim garanti edebilir ki? 5-Soruşturmayı kendi hareket kabiliyetini arttırmak için gayrimeşru bir zemin olarak kullanan AKP'yi de pas geçme. Soruşturma ile ilgili telefon dinlemelerinin daha savcılık dosyasına girmeden iktidar yanlısı gazetelerde yayımlanması, soruşturma ile ilgili çok gizli bilgilerin anında buralara servis edilmesi, oluşturulan iddianamenin her satırının bu gazeterlerde çıkması yabana atılacak birşey değil. Yargının bağımsızlığı ve iktidarın muhaliflerine karşı kirli yöntemler kullanmayı kendine hak görmesi konularında epey açıklayıcı bu yaşananlar. 6-Son olarak biraz mizah çıkarmayı da kesinlikle ihmal etme. Kapatma davası ile ilgili, kendisiyle ilgili diğer kararlarda yargıya karışan, karışılmasını teşvik eden AKP, konu Ergenekon olunca pozisyonunu 180 derece değiştiriyor. Hukukun üstünlüğünü, mahkemelerin bağımsızlığını, yargıya saygıyı bol bol dillendiriyorlar. Öte yandan AKP'den kurtulmak için tüm umudunu yargıya bağlayanlar da bugün ters köşede, konuşulan konu Ergenekon ise onlara göre yargı AKP'nin vasiyeti altında. Bunlar insanı epey güldürebilecek dönüşler
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder